bell-icon

İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Finansal Sağlık
Geçmiş Aramalar
      Önerilen Sonuçlar

        29. İstanbul Caz Festivali

        29. İSTANBUL CAZ FESTİVALİ BAŞLIYOR

        25 yıldır festival sponsoru olarak desteklediğimiz İstanbul Caz Festivali, bu sene 25 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşiyor.

        Yerli ve yabancı birçok sanatçıyı ağırlayacak festival, İstanbul’un en sevilen mekânlarında müzikseverlerle buluşuyor.

        FESTİVAL PROGRAMI

        25 Haziran Cumartesi Parklarda Caz Beşiktaş, Sanatçılar Parkı

        Hayatın stresini tek seferde üstünüzden almaya söz veremeyiz ama en azından birkaç saatliğine kulağınızın pasını silebileceğimizden eminiz. Beşiktaş Sanatçılar Parkı’ndaki bu Parklarda Caz’da Botticelli Baby’nin punkvari, coşkulu, şaşırtıcı cazı sizi ilerleyen saatlerde karşılayacak. Sahneye çıktıkları gibi kendinizi uzandığınız çimenlerden kalkıp sahne önüne koşarken bulacağınızdan şüphemiz yok. Botticelli Baby’den önce ise sahne, Nardis Caz Vokal Yarışması’nın başarılı isimlerinden Yağmur Sena’ya ve İKSV’nin güncel müzik yapan genç gruplara fırsat tanıdığı Genç Caz+ finalistlerine emanet. İşlerinizi bir süre unutun ve kendinizi heyecan verici melodilere bırakın. Unutmayın, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Caz Festivali kapsamındaki tüm Parklarda Caz’lar ücretsiz.

        26 Haziran Pazar Parklarda Caz Beylikdüzü, Yaşam Vadisi

        Punk ruhuyla caz yapan, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen Botticelli Baby ile tanışmadıysanız sizi Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ne davet ediyoruz. İstanbul’a nefes aldıran, şehrin en büyük yeşil alanlarından Yaşam Vadisi’nde şaşırtıcı performansıyla nabız yükselten Botticelli Baby’nin enerjik cazı unutulmaz bir gün yaşatacak. Bağıra çağıra söylenen şarkılar, hipnotize edici ritmik vurmalılar ve canhıraş üflemelilerin buluştuğu topluluk, şarkılarıyla hikayeler anlatıp şiirlere hayat veriyor. Bu eşsiz caz deneyiminden önce bir sürpriz grup ve Genç Caz+ finalistleri bizleri eğlenceye hazırlayacak. Unutmayın, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Caz Festivali kapsamındaki tüm Parklarda Caz’lar ücretsiz.

        27 Haziran Pazartesi Enrico Pieranunzi Trio, The Marmara Esma Sultan Yalısı

        Piyanonun tuşlarıyla yaptığı nazik dans kuşkusuz Enrico Pieranunzi’yi diğer piyanistlerden ayrı bir yere koyuyor. Dinleyeni büyüleyen müziğindeki sade fakat zengin yorum sayesinde günümüz cazına yeni bir soluk getiren Roma doğumlu Pieranunzi’nin müziğinde Rönesans etkisini de duymak mümkün. Kariyeri boyunca Chet Baker, Lee Konitz, Paul Motian, Charlie Haden efsaneleriyle kayıtlar alan piyanist besteci, çeşitli duo, trio, quartet topluluklarıyla yaklaşık 80 albüme imza attı. Montreal, Kopenhag, Berlin, Tokyo, Rio de Janeiro gibi şehirlerde gerçekleştirilen seçkin uluslararası festivalleri turlayan Pieranunzi’nin 300’den fazla orijinal bestesi var. 1989, 2003 ve 2008 yıllarında Musica Jazz dergisinin eleştirmen seçkisini kazanan piyanist, Belçikalı efsane caz gitaristi Django Reinhardt’a ithafen verilen Django d’Or Ödülü’nü En İyi Avrupalı Müzisyen dalında 1997’de kazandı. Son yıllarda New York’un önemli caz kulüplerinde sahneye çıkan sanatçı caz ve klasik müziği ustaca bir araya getirmesiyle tanınıyor. Enrico Pieranunzi Trio, The Marmara Esma Sultan Yalısı’nın sunduğu muhteşem atmosferin keyfini katlayabilecek sayılı topluluklardan biri.

        28 Haziran Salı Nardis Jazz Club 20. Yıl Kutlaması: Nardis Yıldızları ve Roberta Gambarini, Sultan Park Swissotel The Bosphorus

        Bir şehre dinamizm katan, hayat veren ne varsa müzikle iç içe yaşayan kulüplerinden geçer. Sahneye çıkan amatör müzisyenlerle, profesyonel icracılarla başlar her şey ve müdavimleriyle devam eder. Garsonlarıyla, kapıda sizi selamla karşılayan görevlisiyle koskoca bir dünyadır bir caz kulübü. 2002’de açıldığı ilk günden itibaren şehrin caz duraklarından biri olan, haftanın 6 günü farklı caz topluluklarına sahnesini açan Nardis Jazz Club, 2022’de 20. kuruluş yılını kutluyor. Yıllar içinde Dianne Reeves, Dee Dee Bridgewater, Roy Hargrove, Ron Carter gibi birçok caz yıldızıyla renklendirdiği sahnesinde ağırlıklı olarak yerli müzisyenlere fırsat tanıyan köklü kulüp, 20. yılını çok özel bir konserle kutluyor. 29. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleştirilecek etkinlikte Ferit Odman Group, Cem Tuncer Quartet, Dilek Sert Erdoğan Group, İpek Dinç Band, Aydın Kahya Band, Uraz Kıvaner, “Chet Baker Project”, Önder Focan Group, Meltem Ege Group, Sibel Köse Group, Hayati Kafe gibi yerli caz sahnesinin en önemli isimlerinin yanında pek çok kez Grammy adayı olup Dave Brubeck gibi bir efsaneyle çalışma fırsatı bulmuş Roberta Gambarini de sahnede olacak.

        29 Haziran Çarşamba John McLaughlin & The 4th Dimension, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

        John McLaughlin için sadece bir gitarist demek büyük haksızlık. O, dünyanın çeşitli coğrafyalarına yayılmış bir müzik kültürünün önde gelen temsilcisi. McLaughlin, Mahavishnu Orkestrası, Santana, Zakir Hussain ve Wayne Shorter’la yaptıkları gibi büyük çeşitlilik gösteren ortak çalışmaları sayesinde gerçek bir müzik üstadı olduğunu kanıtladı. Caz füzyondan metale kadar geniş bir yelpazede gitaristlere ilham kaynağı olan John McLaughlin aynı zamanda Miles Davis’in müzik tarihinde kilometre taşlarından biri sayılan Bitches Brew albümünde de gitarcılığıyla karşımızdaydı. Paco De Lucia ve Al Di Meola ile verdikleri Friday Night in San Francisco konserinin kaydı, 1990’lı yıllardan bu yana en çok dinlenen gitar albümleri arasında yerini koruyor. İstanbul’da yine İKSV etkinliklerinde verdiği pek çok konserle kalpleri kazanan McLaughlin, vakfın 50. yılında yeniden festival sahnesine konuk oluyor. Kariyeri boyunca 3 farklı nesli caz ve rock gitarcılığıyla tanıştıran John McLaughlin’in The 4th Dimension grubu ile müziğin sınırlarını nasıl özgürce zorladığına şahit olmak için tarih 29 Haziran, yer Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu. İstanbul Caz Festivali’nin 2022 Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi Hayati Kafe’ye ise konserden önce ödülü sahnede takdim edilecek.

        30 Haziran Perşembe Kalben “Eski Dünyanın Yangını” Dudu Tassa ve özel konuklar // Boom Pam & Kutiman, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

        Kalben’i Salon İKSV’de verdiği ilk konserinde keşfedip müziğine dair büyük umutlar beslemişti seyircisi. Eşsiz ve etkileyici sesine eşlik eden gitarıyla hızla yükselen Kalben, sade müziğine her yeni üretiminde yeni bir katman eklemeyi bildi. İlk albümü Kalben (2016) ile bu yıl yayımladığı Eski Dünyanın Yangını arasında Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında verdiği konser ve yaptığı ortak çalışmalarla hayran kitlesini her geçen gün artırdı. Kendi romanı olan bir albüm niteliği taşıyan Eski Dünyanın Yangını, Kalben’in müzisyen tarafını yazarlığıyla buluşturup 13 şarkılık bir albümle bütünleşiyor. Bu konseri özel kılan bir diğer unsur, birbirinden karşılıklı övgülerle söz eden iki sanatçıyı; “Şanssız Mücadeleci” şarkısının müzik ve düzenlemesine de imza atan Tel Avivli müzisyen Dudu Tassa ile Kalben’i aynı sahnede buluşturacak olması.
        Kalben’den önce ise sahnede İsrailli Boom Pam & Kutiman olacak. İstanbullu müzikseverler tarafından daha önce Selda Bağcan ile gerçekleştirdikleri ortak çalışmalarla tanınan Yunan, Akdeniz ve Ortadoğu tınılarını müziğinde işleyen Tel Avivli rock grubu Boom Pam ile İsrail'in dahi müzisyenlerinden Kutiman’ın Kalben’den önce İstanbul’u coşturacağından hiç şüpheniz olmasın.

        2 Temmuz Cumartesi İstanbul Caz Festivali Süreyya Operası’nda: Deniz Tekin // Mehmet Ali Şimayli | Portrait and a Dream, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası

        Dinleyenin içine işleyen narin sesi ve dokunaklı gitarcılığıyla hayatımıza girdi Deniz Tekin. Piyano ve flütle başlayan müzik yolculuğunda ilk aldığı kayıtlarla milyonlarca kez dinlenen etkileyici vokal, 2017’de yayımladığı Kozakuluçka albümü sonrasında yeteneğini her adımda kanıtladı. Can Ozan ile yaptığı kayıtların ardından 2019’da Şanışer ve 19 rapçinin yer aldığı “Susamam” şarkısında kadın haklarına dikkat çekti. Türkiye’nin en güzel sahnelerinden biri olan Süreyya Operası’nda gerçekleştirilecek konserde sadece Deniz Tekin’i değil türler arasında ustaca geçiş yapabilen Mehmet Ali Şimayli ve Portrait and a Dream’i de izleyebileceğiz. Dramatik ve çarpıcı unsurları önde tutan farklı ilham kaynaklarından beslenen elektro-akustik dokunuşlarla dolu modern caz grubu, Barış Ertürk, Kerem Can Dündar, Volkan Topakoğlu, Can Kuman ve Mehmet Ali Şimayli’den oluşuyor. Topluluğun İsviçre menşeli plak şirketi Unit Records’dan yayımlanan ilk albümü Portrait and a Dream, Bandcamp’in en iyi caz albümleri listesinde tanıtılmış, Jazz’n’More ve Jazz Thing dergileri tarafından da çok başarılı bulunmuştu. Modern cazdan akustik hikâye anlatıcılığına kadar farklı deneyimler sunacak bu gecenin festivalin iyi müziği keşfetme misyonuna çok yakışacağından emin olabilirsiniz.

        2 Temmuz Cumartesi +1’li Gece Gezmesi, Kadıköy

        Mekânlar: Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sahne, The Wall, Kadıköy Sineması

        İstanbul Caz Festivali’nin son yıllarda en çok dikkat çeken etkinliklerinden +1'li Gece Gezmesi, bu yıl yine bir cumartesi akşamı, farklı mekânlar arasında bir müzik turu olarak karşımızda. Anadolu yakasının nabzını tutan mekânlarda izleyeceğimiz gruplardan ilki, 1970’lerin saykodelik ruhunu günümüze yansıtan, Erkin Koray’dan Dick Dale’e kadar geniş bir kaynaktan ilham alan Ayyuka. Türkçe hip-hop’ın efsane gruplarından Mode XL ile Ankara sound’unun yaratıcılarından VeYasin’in heyecan verici elektronik projesi Hey! Douglas da aynı gece enerjimizi yükseltecek. Güney Doğu Asya’nın 60’lı ve 70’li yıllarının müziklerinden etkilenirken disko, funk öğelerini elektronik bir dünyada buluşturan Hollandalı Yin Yin ise hem solo olarak hem de Ayyuka sahnesinde karşımızda olacak. +1'li Gece Gezmesi etkinliğinin bir diğer önemli ismi ise dingin ve hipnotize edici besteleriyle Yann Tiersen, Radiohead, Sigur Rós gibi isimlere yakın duran, Portekizli müzisyen David Santos’un dahiyane projesi Noiserv. Tek gecelik bu dopdolu etkinlikte farklı mekânlarda birbirinden etkileyici isimlerin performanslarına tanıklık etmek için sizi Kadıköy’e bekliyoruz.
        Bu etkinlikte 18 yaş sınırı vardır.

        4 Temmuz Pazartesi Parklarda Caz Şişli, Habitat Parkı

        Trafikle boğuştuğumuz şehir hayatı, asla bitmeyen işler, kalınan mesailer… Hepsinin çözümü sıcak bir yaz gününde çimenlerin üstünde dinlenilecek enfes melodilerde olabilir. İstanbul’un göbeğinde şehir hayatına nefes aldıran, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın Nişantaşı girişindeki Habitat Parkı bugün, New Orleans’ın sıcacık kültürüne kapılarını açıyor. Parklarda Caz’ın bu yılki yıldız konuklarından Tuba Skinny, sokak müzisyenlerinden oluşuyor. New Orleans halkının hüznüne, eğlencesine ve ruhuna tercüman olan topluluk, coşkulu sahneleriyle biliniyor. Tuba Skinny öncesinde bir Genç Caz+ topluluğunun yanı sıra İstanbul Caz Festivali’nin BM Mülteci Örgütü (UNHCR) ile beş yıldır yürüttüğü, diyalog ve kültürel çeşitliliğin iyileştirici gücüne olan ortak inanca dayanan işbirliğiyle çeşitli, çokkültürlü gruplar da Parklarda Caz sahnesinde olacak. Unutmayın, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Caz Festivali kapsamındaki tüm Parklarda Caz’lar ücretsiz.

        5 Temmuz Salı Parklarda Caz Kadıköy, Göztepe Özgürlük Parkı

        Sizi Göztepe Özgürlük Parkı’nda bir salı günü, New Orleans’ın cıvıl cıvıl melodilerine hayat veren Tuba Skinny ile hareketlenmeye davet ediyoruz. 2009’da kurulduklarından beri sokaklarda yaptıkları müzikle günbegün büyüyen, New Orleans’ın neşesi ve hüznüne melodilerinde hayat veren Tuba Skinny’nin hayran kitlesini giderek büyüteceğinden şüphemiz yok. Tarih sayfalarında kaybolan şarkılara yeniden ses veren ekiple tanışmak için sizi İstanbul’a nefes aldıran yeşil alanlardan birine, Özgürlük Parkı’na bekliyoruz. Tuba Skinny’den önce ısınma turlarını Genç Caz+ finalistleriyle yapıyoruz. Unutmayın, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Caz Festivali kapsamındaki tüm Parklarda Caz’lar ücretsiz.

        5 Temmuz Salı Dianne Reeves (Konuk: Hüsnü Şenlendirici) // Ercüment Orkut Trio, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

        Sadece caz değil müzik tarihinin de en büyük seslerinden biri o. Beş Grammy ödüllü Dianne Reeves’in ne kadar seçkin bir caz vokali olduğu anlatmakla bitmez. Caz vokaline bir opera sanatçısıymış gibi yaklaşan, sıklıkla efsane Sarah Vaughan ile karşılaştırılan Dianne Reeves, tekniğiyle duygusunu müthiş bir dengede tutmayı biliyor. Müzik tarihinin tartışmasız en büyük vokallerinden biri olduğunu Daniel Barenboim şefliğinde gerçekleştirdiği Şikago Senfoni Orkestrası konseriyle de kanıtlayan güçlü vokali İstanbullu cazsever kulaklar gayet yakından tanıyor. Gregory Porter, Robert Glasper, Lalah Hathaway ve Esperanza Spalding gibi genç nesil caz müzisyenlerle kaydettiği son stüdyo albümü Beautiful Life ile 2015’te En İyi Caz Vokal Performansı Grammy’sini kazanan Reeves’in Berklee College of Music ve Juilliard School’dan fahri doktora unvanı da bulunuyor. Reeves aynı zamanda virtüözitesi ve sanatındaki eşsiz varlığını sahneye en iyi yansıtan seslerden biri. Sanatçının sesi şimdi, İKSV’nin 50, İstanbul Caz Festivali’nin 29’uncu yılında, İstanbul ve festivalle özdeşleşen mekânlardan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda yankılanacak.

        Türkiye ve dünyadan önemli müzisyenlerini bir araya getirerek her yıl şaşırtıcı ortaklıklara aracılık eden İstanbul Caz Festivali’nin bu konserinde bir de sürprizi var. Reeves, 2013’te, Uluslararası Caz Günü’nde beraber sahneye çıktığı, Roman ezgilerine pop, caz ve funk gibi türlerin çerçevesinden bakan dünyaca ünlü klarnet virtüözü Hüsnü Şenlendirici ile bir kez daha aynı sahneyi paylaşacak. Reeves'den önce ise klasik cazdan çağdaşa kadar geniş bir yelpazede sınırları zorladığı Low Profile ve Persona gibi iki başarılı albümle dikkatleri üstüne çeken besteci, piyanist Ercüment Orkut, üçlüsüyle izleyicileri karşılayacak. Orkut, 2018 tarihli Persona albümüyle dünyaca ünlü caz müzisyeni ve prodüktörü George Whitty’den “Son yıllardaki en favori keşiflerimden biri, tümüyle ‘olmuş’ bir piyanist” sözleriyle övgü almıştı. Dianne Reeves öncesi Ercüment Orkut’un dehasına sahnede şahit olma şansını kaçırmayın.

        6 Temmuz Çarşamba Parklarda Caz Küçükçekmece, Göl Kenarı Amfi

        New Orleans’ın Amerikan müzik tarihine ve dolayısıyla dünya cazına katkısı çok büyük. Amerika kıtasının farklı coğrafyalarından kültürlerin buluştuğu New Orleans’ta kurulan Tuba Skinny caz-bluesi stomp, ragtime gibi caz türlerine big-band edasıyla yaklaşıyor. Şu ana kadar Meksika, Avustralya, İtalya ve Fransa gibi ülkelerde festivallerde sahne alan ekip aslında müzik hayatına New Orleans’ın capcanlı rengarenk sokaklarında başladı. 1920’ler ve 1930’ların hem eğlenceli hem de hüzünlü müziklerinin buluşma noktası olan dinamik grup İstanbul’un dünyaya sunduğu değerli lagünlerinden biri olan Küyükçekmece Gölü’nün yanındaki amfide sahne alacak. Gelin, haftayı bitirmek için ihtiyacımız olan enerjiyi Küçükçekmece Göl Kenarı Amfi’de Tuba Skinny ve Genç Caz+ finalistleriyle alalım.

        6 Temmuz Çarşamba Teoman’ın KOYU ANTOLOJİ’si, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

        İstanbul’u içine çekmiş ve nefesini şarkılarıyla sunmuş bir yazar Teoman. Beyoğlu’nda sahneye çıktığı efsane rock grubu Indians’dan bugüne kadar rock’tan beslense de yıllar geçip yepyeni şarkılara hayat verdikçe hayranı olduğu Leonard Cohen’e göz kırpan bir şarkı yazarlığına yöneldi. Yer yer Serge Gainsbourg’un da stiline selam duran şarkı yazarının kariyeri, pek çok ticari başarı sağlamış şarkıyla dolu. Türkiye’nin en büyük rock yıldızlarından biri o. 2018’de Teoman, yan yana gelince bir ahenk yaratan, birbirine en çok yakışan 26 şarkısını Koyu Antoloji albümünde bir araya getirdi. Hit şarkılarının yanı sıra geri planda kalmış bestelerini yeni, dingin düzenlemelerle sunan albümde Teoman’ın trajik, sıradan, büyülü hikâyelerini dinledik. Müzik, sinema ve yazarlık ile yavaşça damıtılan 10 albümün bir özetine şahit olmak için daha uygun bir konser olamaz. Teoman’ın 21 yıllık kariyerinde biriktirdiği çok özel hikâyelere ortak olmak için 6 Temmuz akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda buluşalım.

        7 Temmuz Perşembe Yom “Celebration”, Cemal Reşit Rey Konser Salonu

        Farklı müzikleri keşfedip hissettiği coğrafyalara notalarında nefes vermeyi amaç edinmiş bir klarnet virtüözü Yom. Sadece tek bir müziğe değil pek çok anlayışa hâkim çok yönlü bir usta. Avrupalı Yahudilerin Klezmer müziklerinden elektroniğe, Amerikana’dan çağdaşa ve klasiğe uzanan müziğinin tek bir amacı var: insan ruhuna dokunabilmek. Müziğin dünyaya yayılmış bir ruh olduğuna inanarak kendine sınırlar çizmeden dolaşan Yom, içgüdüleriyle üflüyor enstrümanını. Müzisyen, 11’inci stüdyo albümü Celebration’a meditatif ritimlerle hayat verdi. Salgın sebebiyle stüdyosundan çıkmayan Yom, Léo Jassef’in piyanolarının üstüne sıfırdan perküsyon ekledi ve en sonunda şarkılarını ilk kez yeni bir bakış açısıyla bizlere sunmuş oldu. Farklı dünyalara kapılar açmayı, zihnin ve ruhun müzikle beraber yaptığı yolculuğu her şeyden daha fazla önemseyen klarnet ustası Yom, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bu kez festival izleyicisini dünya turuna çıkaracak.

        7 Temmuz Perşembe Melody Gardot, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

        Puslu fakat zarafetle parlayan bir ses onunki. Herkesten farklı ve bir o kadar da tanıdık. İşte karşınızda Melody Gardot… Sahnelere çıktığı ilk günden beri rahatlatan alto sesine çok tanıdık saksofonlar eşlik etti. 1985’te doğduğu New Jersey’nin atmosferinin ve hayatını dramatik bir anlamda değiştiren bisiklet kazasının getirdiği tüm hisleri müziğine yansıttı. Cazdan aldığı ilhamı etkilendiği farklı türlerle birleştirdi ve kendi müziğini ortaya koydu. Geçirdiği kaza yüzünden yattığı hastanedeki yatağında yazdığı, sadece ABD’de 100.000’den fazla satan ilk albümü Worrisome Heart’ı tüm güçlüklere rağmen kaydetti. İkinci albümü My One and Only Thrill ile tarzı yumuşak Latin sound’una kaymakla kalmadı, vokali de zenginleşti. Ardından gelen The Absence ve Currency of Men gibi albümleriyle listelere girdi ve İsviçre’deki Montreux ve Rotterdam’daki North Sea gibi dünyanın en büyük caz festivallerinde sahneye çıktı. R&B, blues ve cazı buluşturup sakin fakat heyecan dolu bir yolculuk gibi tasarladığı sahne performansları, Gardot’nun eşsiz imzasıyla seyirciyi avcunun içine almaya devam ediyor. Festival seyircisiyle özel bir iletişimi olan bu zarif vokalle bir kez daha buluşmaya hazır mısınız?