2021’i Tanımlayacak Teknoloji Trendleri

Geride bıraktığımız 2020 yılında tüketim alışkanlıklarımız değişti, ofisleri ve sınıfları evlere taşıdık, toplantılarımızı uzaktan yaptık… Derken teknoloji, ona küskün olanların ya da burun kıvıranların bile hayatına iyice yerleşti. Dahası değişen koşullarımız teknolojiyi de şekillendirdi. Ve o kimsenin öngöremediği 2020, giderayak bir şeyi netleştirdi: 2021’de dijital dönüşümün hızlanarak süreceğini söylemek bir kehanet olmayacak!

Peki hazır dijital yaşantıya bu kadar adapte olmuşken acaba 2021’de bizi nasıl teknolojik gelişmeler bekliyor? Bu yıl en çok hangi trendleri duyacağız? Hayatımıza daha neler girecek? Veya var olan yöntemler neye evrilecek? Hazırsanız, bilimkurgu dünyasını ayaklarımıza kadar getiren, ilham verici teknolojik trendlere biraz yakından bakalım!

 

Dijital menümüzde neler var?

Genel öngörüler 2021 trendlerinin konumdan bağımsızlık, esneklik ve insan merkezlilik ekseninde şekillendiği yönünde. Yani karşımıza çıkan teknolojiler iş, alışveriş, okul gibi geleneksel fiziki mekanlara bağımlı kalmıyor, günün getireceği her türlü değişkenliğe uyum sağlamayı garanti ediyor. Tüm bunları yaparken insanın hâlâ pek çok sistemin merkezinde olduğunu es geçmiyor ve günümüz şartlarına daha iyi uyum sağlamayı vadediyor. Bu trendlerin bazılarını yeni normaller belirlerken, bazıları da ‘normalliği’ yeniden yaşamamıza yardım ediyor.

 

Internet of Behaviors - IoB (Davranışların İnterneti): 2021’de Nesnelerin İnterneti kavramının bir adım ötesine geçiyoruz. Bu aşamada verilerin davranışları değiştirmek için kullanıldığına tanık olacağız. Sosyal medya, konum bilgisi, yüz tanıma gibi araçlarla fiziksel ve dijital dünyadan toplanan verilerle hem bireysel hem de toplumsal açıdan davranış tahminlerinde bulunulabilecek.

Hedeflere bağlı olarak çok çeşitli kullanım alanları olmakla birlikte örneğin, sigorta şirketlerinin primleri belirlemek adına giyilebilir teknolojiler aracılığıyla takip ettiği fiziksel aktiviteler aynı zamanda market alışverişlerini kolaylaştırmak adına da kullanılabilecek. Mesela müşteri davranışını analiz eden araçlar sayesinde bir kişinin markette hangi raflara sık göz attığı bilinecek; dolayısıyla o müşteri markete girdiği anda, ilgilendiği ürüne dair dijital bir kuponu telefonunda bulabilecek. Ya da ticari araçlarda sürüş davranışları incelenerek, bu veriler sürücü performansını ve güvenliği iyileştirmek amacıyla kullanılacak.

 

 

Hiper otomasyon: Tekerleme gibi olacak ama bu fikir otomatikleştirilebilecek her şeyin otomatikleştirilmesine dayanıyor. Bir işin insan ve makine arasında paylaşılması anlamına gelen otomasyon mantığını ‘hiperleştiren’ bu fikir, onu, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi ileri teknolojilerle geliştirmeyi hedefliyor. Bu nedenle ‘akıllı otomasyon’ olarak da anılıyor. Hiper otomasyon aynı zamanda herhangi bir organizasyonun, işletmenin birebir kopyasını yani dijital ikizini de yaratmaya olanak sağlıyor. Yani sistemin nasıl işlediğini önceden görüp test edebiliyoruz.

Peki günlük hayatta bize nasıl yansıyabilir bu hiperlik? Bankacılıkta ödeme, kredi ve sigorta işlemleri, şüpheli hareketleri engelleme gibi alanlarda kullanılabilir. Çağrı merkezlerindeki robot danışmanların çok daha etkili hizmet vermesine yardımcı olabilir.

 

Zero trust (Sıfır güven): Bu trend adından da anlaşılacağı üzere siber güvenlik söz konusu olduğunda “Asla güvenme, her zaman doğrula!” mantığını uyguluyor. Geleneksel güvenlik duvarlarının aksine burada, bir sisteme erişim söz konusu olduğunda her zaman bir ihlal olduğu, her erişim talebinin açık bir kaynaktan geldiği varsayılıyor. Bu nedenle erişim izni verilmeden önce, çok faktörlü kimlik doğrulaması, yetkilendirme ve çeşitli şifreleme adımları takip ediliyor. Bu yöntem, olası saldırıları engellemek kadar bağlanılan cihazların yaratacağı riskleri azaltmak bakımından da önemli görülüyor.

İş gücünün bu denli mobil olduğu, dahası uzaktan çalışmanın rutin mesai haline dönüştüğü bu süreçte kurum içindeki uygulamalara erişim bakımından fark yaratacak bu trendin daha sık uygulandığını duymak şaşırtıcı olmayacak.

 

Kuantum Bilişim: Günümüzdeki süper bilgisayarların da çözemediği problemler olduğunda devreye giren bu teknoloji, tahmin edileceği üzere kuantum mekaniği kurallarından yararlanarak hesaplar yapmaya imkân sağlıyor. Data dünyasından bahsettiğimizde herkes 1’leri ya da 0’ları kast ettiğimizi bilir. Sahip olduğumuz bilgisayarlar da bu bit’leri kullanarak veriyi işler. Kuantum bilgisayarı ise bit yerine kübit’leri (qubit) kullanıyor, bu da aynı anda hem 1’leri hem 0’ları temsil edebileceği anlamına geliyor.

Dolayısıyla klasik bilgisayarlardan çok daha hızlı olan kuantum bilgisayarlar, son birkaç yıldır bilim, bankacılık ve finansın yanı sıra iş dünyasında da kullanım alanlarını genişletiyor. Güncel örnek mi dediniz? Bu ilham veren teknoloji trendi, kaynak ne olursa olsun verileri kolayca sorgulama, izleme, analiz etme ve bunlara göre hareket etme yeteneği sayesinde koronavirüsün yayılmasını önlemeye ve potansiyel aşıları geliştirmeye de dahil oluyor.

 

Internet of Medical Things – IoMT (Medikal Nesnelerin İnterneti): Pandemi nedeniyle uzun bir süredir en önemli gündem maddemiz olan sağlık, teknolojik adımların üçer beşer atılmasına neden oluyor. Yüz yüze görüşmeyi ortadan kaldıran tele-sağlık hizmetleriyle; yapay zekânın virüs algılama, aşı geliştirme, termal tarama, maskelerle yüz tanıma gibi alanlarda kullanılmasıyla; artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojisinin teşhisten ameliyatlara kadar her alanda uygulanmasıyla tecrübe ettiğimiz dijitalleşme 2021’de de artarak devam ediyor.

Bu da karşımıza Medikal Nesnelerin İnterneti kavramını getiriyor. İnternet erişimi olan her cihazın birbiriyle veri paylaşmasını ve birlikte çalışmasını sağlayan Nesnelerin İnterneti kavramı, tıbba uyarlanıyor. Bu yaklaşım, EKG monitörleri de dahil olmak üzere bir dizi giyilebilir ürünün yanı sıra birçok yaygın tıbbi ölçüme (vücut sıcaklığı, glikoz seviyesi ve kan basıncı) dair verileri içeriyor.

 

 

Bu veriler IoMT aracılığıyla analiz ediliyor, sağlık çalışanlarına aktarılıyor, teşhis sürelerini kısaltıyor. Kronik hastalıklarda takip sürecini kolaylaştırıyor. Ayrıca tüm cihazların birbiriyle iletişim halinde olduğu hastanelerde bekleme süreleri azalıyor, hasta bakım kalitesi artıyor.

Küresel salgınının bize bir kez daha gösterdiği bir şey varsa, o da ihtiyaç duyduğumuzda ne kadar hızlı uyum sağladığımız, yeni çözümler bulduğumuz ve yarattığımız oldu. Gerek sıfırdan icat çıkardık gerekse var olanı dönüştürüp geliştirdik. Teknoloji günlük hayatımızın kıyısına köşesine bile sızmaya devam ettikçe bu listeye yeni trendlerin ekleneceği kesin. Bu ilham ve hızla kim bilir, belki ışınlama da bir gün sonunda gerçek olur!