Copyright © 2025, T. Garanti Bankası A.Ş
Doğanın bizlere sunduğu en kıymetli, en cömert ama bir o kadar da hassas hazinelerinden biri kuşkusuz denizler… Denizler için; “Gezegenin nefes alan akciğerleri, devasa bir biyoçeşitlilik yuvası ve iklim kriziyle olan amansız mücadelede en güçlü kale.” şeklinde bir tanımlamayı pekâlâ yapabiliriz. Bilimsel veriler bize şunu gösteriyor: Aldığımız her iki nefesten birini denizlere borçluyuz. Gelinen noktada, denizleri korumanın bir çevre politikasından öteye geçtiğini kabul etmek gerek. Bu hem bugüne hem de yarına karşı yerine getirmemiz gereken büyük bir sorumluluk artık.
Garanti BBVA olarak, sürdürülebilirliği sadece bir finansman modeli değil, bir yaşam biçimi ve toplumsal dönüşüm aracı olarak görüyoruz. Bu vizyonun, bu vizyonun temelini oluşturan hattın ve çalışma prensibinin somut bir göstergesi olarak hayata geçirdiğimiz Mavi Nefes Projesi’ne, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda 2021 yılında start verdik. Geride bıraktığımız 2025 yılı ise bu yolculuğun en olgun, en verimli ve bilimsel derinliği en yüksek yıllarından biri oldu. Gelin, 2025 yılında denizlerimize nasıl derin bir nefes aldırdığımıza ve yarattığımız somut etkilere birlikte göz atalım.
2025: Verilerle Mavi Bir Dönüşümün Anatomisi
Mavi Nefes Projesi, 2025 yılı boyunca; Marmara Denizi’nin hırçın sularından Van Gölü’nün eşsiz ekosistemine, Göcek’in turkuaz koylarından Saros Körfezi’nin derinliklerine kadar geniş bir coğrafyada eş zamanlı bir operasyon yürüttü. Bu çalışmaların temel felsefesini sadece kirliliği temizlemek olarak belirlemedi. Ana mesele, deniz ekosisteminin kendi kendini onarmasına (restorasyon) olanak tanıyacak alanlar yaratmaktı.
Yıl sonu bilançosuna baktığımızda ortaya çıkan tablo, projenin ölçeğini ve başarısını kanıtlıyor:
Özellikle Marmara Denizi ve Van Gölü gibi kapalı ya da yarı kapalı havzalarda gerçekleştirilen bu temizlik faaliyetleri, su altı yaşamının yeniden canlanması için gerekli olan temiz alanı sağladı.
Göcek’te “Oksijen Üretim Noktaları” ve 2 Bin Yıllık Bir Mirasın Keşfi
2025 yılının en ilham verici hikâyesi kuşkusuz Göcek’ten geldi.
Denizlerin “sessiz kahramanları” olarak bilinen deniz çayırları -Posidonia oceanica-, karadaki ormanlardan çok daha fazla karbon tutma kapasitesine sahiptir. Bu gerçekten yola çıkılarak deniz çayırlarını korumak, projede stratejik bir öncelik hâline getirildi.
Göcek’te yürütülen restorasyon çalışmalarında ekilen fide sayısı 14 bine ulaştı. Bilimsel yöntemlerle yapılan takip çalışmalarında, bu fidelerin canlılık oranının yüzde 70’in üzerinde olduğu teyit edildi. Bu yüksek başarı oranı üzerine, ilgili alanlar özel işaret şamandıralarıyla koruma altına alınarak “Oksijen Üretim Noktası” ilan edildi.
Bununla beraber, çalışmalar sırasında ulaşılan bir veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihi için gerçek bir dönüm noktası oldu: Göcek Kızılada açıklarında tespit edilen bir deniz çayırının yaklaşık 2 bin yaşında olduğu belirlendi. Türkiye’de yapılan ilk yaş tayini çalışması olan bu keşif, üzerinde yaşadığımız topraklar gibi altımızdaki denizlerin de ne denli kadim bir mirasa ev sahipliği yaptığını bizlere hatırlattı.
Saros’un Mercan Bahçeleri ve Marmara’nın Teknolojik Kalkanı
Mavi Nefes’in 2025 rotası, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin noktalarından biri olan Saros Körfezi’ne de uğradı. Yaklaşık 160 hektarlık devasa bir alanda yürütülen ekosistem taramaları sonucunda:
Öte yandan, Marmara Denizi’ni tehdit eden ve haberlerde “müsilaj” olarak sıkça duyduğumuz deniz salyası krizine karşı bilimsel çözümler de 2025’teki önceliklerden biriydi. Prens Adaları çevresinde hava basıncıyla çalışan yenilikçi Venturi sistemi test edildi. Bu testler sonucunda; müsilajın deniz çayırları ve mercanlar gibi hassas canlılara zarar vermeden, fiziksel bir müdahale ile uzaklaştırılmasında umut verici sonuçlar elde edildi. Deniz kirliliğiyle mücadelede geleceğin standartlarını görmek açısından önemli bir gelişme olarak kayda geçti.
Eğitimle Geleceği İnşa Etmek: Zihinsel Dönüşüm
Bir projenin kalıcılığı, toplumun o projeyi ne kadar sahiplendiğiyle ölçülür. Mavi Nefes’in temel prensiplerinden bir diğeri, kapsamlı bir toplumsal farkındalık hareketine vesile olmak. Bu kapsamda, 2025 yılında:
Denizlerin geleceğini teminat altına almanın en sürdürülebilir yolu,şüphesiz ki çocuklara ve gençlere deniz sevgisini aşılamak ve kirliliğin kaynaktan durdurulması için gerekli olan bilinçli tüketim alışkanlıklarını kazandırmaktan geçiyor.
Bu eksende Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten’in şu sözleri, kurum olarak nasıl bir tavır içinde olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor: "Sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine koyarken yalnızca finansman sağlamakla kalmıyoruz; bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getirerek kalıcı, ölçülebilir ve nesillere aktarılabilir etkiler yaratmayı hedefliyoruz."
2026 Hedefi: Denizlerin Kahramanları İçin Daha Güçlü Bir Gelecek
Bir kilometrekarelik alanıyla tam 1000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılayan, kıyı erozyonunu önleyen ve binlerce canlıya barınak sağlayan deniz çayırları, Mavi Nefes projesinin her daim ana başlıklarından biri oldu ve olmaya da devam edecek. 1 Mart 2026 Dünya Deniz Çayırları Günü’nde bu düşünceyle atatılan adımlar tüm kamuoyuyla paylaşıldı. 2026 için de bu hedef şöyle açıklandı: “20 bin deniz çayırı ekimine ulaşmak.
Garanti BBVA olarak, doğayla yeniden barışma, geçmişin mirasını koruma ve geleceğe temiz bir nefes bırakma düşüncesini motto olarak belirliyor ve tüm faaliyetlerimizi bu motto ekseninde şekillendiriyoruz. 2026 yılında da denizlerimizin doğal savunma hatlarını güçlendirmeye ve iklim kriziyle mücadelede en güçlü doğal müttefikimizi korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.