Genel Müdür Yardımcımız Cemal Onaran ile Söyleşi: Türkiye’de Girişimcilik Ekosisteminde Garanti BBVA’nın Rolü

Kategori:Finans

KOBİ Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Cemal Onaran ile Garanti BBVA Partners Girişim Hızlandırma Üssü’nde bir araya geldik.

Keyifle gerçekleştirdiğimiz röportajda, Garanti BBVA olarak girişimciler ve start-up’lar ile kurduğumuz ilişkileri Cemal Onaran’dan dinledik.

Cemal Onaran girişimcilere yönelik gerçekleştirdiğimiz program ve yarışmaların Türkiye’de girişimcilik ekosistemine kazandırdıklarını ve bu organizasyonların girişimcilere sağladığı olanakları blog okuyucularımız için özel olarak değerlendirdi.

 

Garanti BBVA, uzun yıllardır girişimcilere özel programlar ve ödüllü yarışmalar düzenliyor. Bu organizasyonların Türkiye’de start-up projelerine sağladığı faydalardan söz eder misiniz?

Söylediğiniz gibi Garanti BBVA, uzun yıllardır girişimciliğe gönül verdi. Belli alanlarda, örneğin; kadın girişimciliği ve KOBİ’ler özelinde, Türkiye’de harekete geçen ilk bankayız.

2015 yılında hayata geçen, Girişim Hızlandırma Programı Garanti BBVA Partners bünyesinde, tamamen start-up’ları destekleyen programlarımız faaliyete geçti. Çünkü inanıyoruz ki girişimcilik kavramı, küresel pazarda olduğu gibi Türkiye’de de çok önemli. Programlarımızdan çıkan güzel fikirler ve iyi projeler hem Türkiye’nin önünü açmak hem de çağı yakalamak için oldukça önemli avantajlar yaratıyor.

 

 

Biz Garanti BBVA olarak; elimizden geldiğince bu projeleri, maddi ve manevi olanaklarla buluşturmaya çalışıyoruz. “Peki bu sürecin sahaya yansıması nasıl oluyor?” derseniz, Garanti BBVA olarak ‘Girişimleri Destekleyen Banka’ imajını sahipleniyoruz. Bu da bizim için uzun vadede müşteri potansiyelimizi arttırmamızı ve bugünden o potansiyele yatırım yapma şansı kazanmamızı sağlıyor.

 

O hâlde konudan uzaklaşmadan Girişim Hızlandırma Programı Garanti BBVA Partners’ın yapısı, girişimleri ve etkinliklerini biraz daha açabilir misiniz?

Tabii ki. Garanti BBVA Partners’ı 2015 yılında girişimcileri ve start-up’ları desteklemek amacı ile kurduk. Bugüne kadar 50 girişimciye, ihtiyaçlarına yönelik destek verdik. En son 2019 yılı ikinci döneminde 6 girişimcimizi de bünyemize kattık. Az önce de söylediğim gibi bu platform, işini yeni kuran ve güçlü fikirleri olan fakat; bunları hayata geçirmek için önünde birtakım engelleri bulunan girişimcilere yeni kapılar açıyor.

Bugün sizinle, yaptığımız röportajı gerçekleştirdiğimiz bu bina Garanti BBVA Partners Girişim Hızlandırma Üssü. Burada start-up gruplarına; ofis alanları, mentorluk desteği, ticari anlamda ve girişimlerinde fırsatlar verecek ya da pazarlama faaliyetlerini destekleyecek uygulamalar, eğitim ve seminerler sunuyoruz.

 

Peki Garanti BBVA Partners Girişim Hızlandırma Üssü’nün girişimci segmentinde belirli bir sektör ağırlıklı mı?

Aslında sektör özelinde bir sınırlama yok. Bizim için; girişimcinin hayata geçmiş yenilikçi bir fikrinin olması, bu fikrin ölçeklenebilir bir hacminin olması ve 3 yıldan daha eski bir kuruluş olmaması önemli. Yani girişimcinin kuruluşunun yeni olması gerekiyor. Bu koşullara sahip girişimcileri bir ön elemeden geçiriyoruz. Programa seçilen girişimcilere herhangi bir hisse alımı söz konusu olmaksızın ihtiyaçları dahilinde belirttiğim destekleri sağlıyoruz.

Biraz da ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ndan söz edelim isterseniz.

Bu yıl 13.’sünü gerçekleştirdiniz. Bu yarışmanın kadın girişimci ekosistemine katkıları neler ve bu projenin özellikle girişimci kadınlar için sektörel yansımaları nasıl?

 

Kadınların ekosisteme katkısı çok büyük ve bu katkının daha da büyümesini umut ediyoruz. Bizim zaten yola çıkışımız noktamız: toplumumuzun nüfus yapısındaki %50-%50 kadın/erkek cinsiyet oranının, iş hayatında aynı eşitliği barındırmıyor oluşuydu.

Türkiye’de girişimci kadın istatistiklerine baktığımız zaman %9-%10 gibi bir kadın girişimci oranı olduğunu görüyoruz. Fakat biz Garanti BBVA olarak; iş dünyasına katılımda, cinsiyet ve fırsat eşitliği sunmak istiyoruz. Bunu gerçekleştiren ülkelerde çok ciddi bir büyüme ve gelişmişlik söz konusu. Garanti BBVA olarak; üzerimize düşen sorumluluğu alarak, girişimci kadınları destekleyen bir program hazırladık. Tabii biz 13 yıl önce düşündüğümüzde bunun sadece ekonomik boyutunu düşünerek yola çıkmıştık.

O dönemde odaklandığımız soru: “Biz banka olarak kadın girişimcilere yönelik neler yapabiliriz?” oldu ve ilk etapta kadın finansman destek paketlerini oluşturduk. Bugüne dek sadece kadın girişimciler için kullandığımız destek kredisi 7 milyar TL’ye ulaştı. Fakat; uygulamada gördük ki esasında finansman kısmı, işin sadece bir boyutu.

Ülkemizde kadın girişimcilerin, çok daha temel bir problemi var: cesaret. Yani kadın girişimcilerin çok önemli fikirleri ve projeleri var ama bunun yanı sıra çok ciddi endişeleri de var. Dolayısıyla biz de ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nı organize ederek kadın girişimcilerimizin endişelerini minimuma indirmeyi ve onları cesaretlendirmeyi hedefledik. Bu organizasyonda da yanımıza KAGİDER ve Ekonomist gibi iki güçlü partner aldık ki bence bu tip organizasyonlarda hakikaten önde gelen partnerlerle iş yapmanın, gücü daha da arttırdığını görüyoruz. Tabii ki ilk yıllarda yarışmaya katılımlar daha düşüktü, ortalama 300 başvuru geliyordu, bugün baktığımızda ise; yaklaşık 40 bin başvuruya ulaşmış durumdayız. İnanın, her sene başvuruları tek tek değerlendirip finale kalacakları belirlemek çok ciddi bir emek. Bu yıl ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın 13.’sünü düzenledik ve Kasım ayında ödüllerimizi de verdik. Her biri birbirinden başarılı adaylarımız vardı. Biz jüri olarak, seçim yaparken gerçekten çok zorlandık. Ama çok doğru bir yolda ilerliyoruz ve ilerlemeye de devam edeceğiz.

 

 

Kadın girişimcileri cesaretlendirmenin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi iş birliğiyle Kadın Girişimci Yönetici Okulu eğitimleri de veriyorsunuz. Bu eğitimlerin içeriği nedir? Katılan kadın girişimcilerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Ya da bugüne kadar kaç kadın girişimciye ulaştınız?

Kadın girişimcilere özel finansal destek hedeflerimizi yola koyduktan ve ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nı organize ettikten sonra gördük ki esasında cesaretlendirmenin yanında bilgilendirme ihtiyacı da var. Dolayısıyla biraz önce söylediğim gibi yanımıza konusunda uzmanlaşmış, bu anlamda örnek ve lider olmuş kurumları almak gerekliydi.

Bu noktada, Boğaziçi Üniversitesi ile beraber kadın girişimcilerimizin eğitim ihtiyaçlarını gidermeye yönelik bir iş birliğine gittik. Şu ana kadar 30’a yakın ilde, 3 bin kadın girişimci bu eğitimlere katıldı.

 

Peki bu eğitimlerin içeriği ve kapsamı nedir?

Eğitimlerde; işletme, pazarlama faaliyetleri, insan kaynakları, finansman yönetimi gibi girişimcilerin en çok zorlandıkları alanlara yoğunlaştık. Bu eğitimler ile girişimcilerin hem eğitim ihtiyaçlarını gidermek hem de girişimcilik konusunda rol model sinerjisi yaratmalarını sağlamak istiyoruz.

Bizim düzenlediğimiz kadın girişimci uygulamalarının iki ayrı sonucu var. İlki tabii ki yarışmaya katılım sağlayanlar ya da destek arayışı olan girişimciler, geliştirdiğimiz yol haritası ile doğru noktalara rahatlıkla ilerleyebiliyor. İkinci sonuç ise ağızdan ağıza yayılma dediğimiz etki alanı. Yarışmamıza girmiş, kazansın ya da kazanmasın bu süreçten geçmiş girişimcilerin, etraflarına verdiği bilgiler kartopu gibi bir etki yaratıyor. Her bir kadın girişimci çevresindeki en az 10 farklı kadın girişimcinin bir şekilde daha fazla işine odaklanmasını veya yeni iş sahaları kurabilmesini sağlıyor. Dolayısıyla biz de sunduğumuz eğitimler ile hedeflerimizi gerçekleştirmiş oluyoruz. Üniversitedeki eğitimlerimize de hem yarışmaya başvuru yapan girişimciler katılıyor hem de o başvuru yapan girişimciler, çevresindeki kitleleri geliştirmeye katkı sağlıyor. Bu anlamda programımız inanılmaz başarılı bir program oldu.

 

Evet, bu yıl ‘Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi’ ödülünü alan Müzeyyen Erakuman, kurduğu geri dönüşüm tesisinde istihdam sağladığı çalışanların %90’dan fazlasının kadın olduğunu söyledi örneğin. Kartopu etkisi dediğiniz tam olarak bu olsa gerek aslında.

Kesinlikle. Çünkü Müzeyyen Hanım’ın yaşadığı şehrimiz Mardin-Kızıltepe’de, kadınların çalışma imkânları oldukça sınırlı. Genelde kadının iş hayatına katılımı önünde sosyal ve kültürel çeşitli engeller yer alıyor. Ama Müzeyyen Hanım’ın işletmesinde olduğu gibi bir kadın yönetici tarafından sağlıklı bir şekilde işletilen bir tesis gördükleri yerde de bu sefer kadın istihdamı konusunda eşler ve çevre olaya çok daha farklı bakıyor, bu da yine az önce söz ettiğim kar topu etkisine bir başka örnek.

 

Aslında o sosyal ve kültürel çeşitli engellerin de bu projeler ile aşılmasını sağlıyorsunuz diyebiliriz öyle ise…

Tabii, bu projeler öyle bir şey ki Mardin’in Kızıltepe ilçesinden bir kadın girişimci Türkiye’nin başarılı kadın girişimcilerinden biri arasında yer alıyorsa bu bence çok güzel bir örnektir. Aslında bu tüm kadın girişimcilere ‘Ben de yapabilirim’i gösteren çok güzel bir örnek.

 

 

Girişimcilere verdiğiniz desteğe BBVA Momentum ile sosyal girişimcilik alanında da devam ediyorsunuz. Garanti BBVA Momentum Sosyal Girişimcilik Programından bahsedebilir misiniz?

Tabii. Biraz önce de söylediğim gibi kadın girişimciler özelinde düzenlediğimiz proje, bizim 13 yıl önce başlattığımız bir uygulamaydı. Kadın girişimciliği gibi sosyal girişimcilik de Türkiye’deki bankalar arasında ilk defa Garanti BBVA tarafından ele alınan bir konu. Biz burada da şuna inanıyoruz: sosyal girişimciliğin artması ile beraber Türkiye çok daha iyi bir noktaya gidecek. Biz esasında, topluma faydalı olan projelerin desteklenmesinin; ülkenin geleceğinin çok önemli yapı taşlarından biri olduğuna inandık ve BBVA tarafında global olarak yürütülen bu programı Türkiye’de de başlattık.

Program kapsamındaki 5 aylık süreçte, girişimcilerin ihtiyaç duydukları yönlendirmeleri sağlamaya ve onların vizyonlarını arttırmaya yönelik eğitimler yer alıyor. Bu eğitimler içerisinde Madrid-İspanya kökenli IE Business School tarafından hazırlanan çok değerli eğitim aşamaları var. IE Business School’un bilgi birikimi ve tecrübesi bu programın bir parçası. Program sonunda jüri tarafından seçilen 3 sosyal girişimcimiz kazandığı para ödülünün yanında BBVA Madrid’e gidip orada bağlantılarını kuvvetlendirme fırsatı buluyor. Program beraberinde sosyal girişimcilik tarafında hem örneklerin artmasını hem de gerçekten Türkiye’ye katkı sağlayacak çok değerli projelerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bugüne kadar girişimciliği desteklemek için gerçekleştirdiğiniz organizasyonlar arasında aklınıza gelen, örnek verebileceğiniz girişimler hangileri?

Çok fazla örnek var. Her biri birbirinden güzel, her biri bir şekilde bir yerlere dokunan, katkı sağlayan projeler. Ama belki güncel olanlardan bahsetmek daha doğru olacaktır.

Örneğin; Es Kariyer, bu sene ödül alan girişimciliklerden biri. Es Kariyer’in hizmet alanı tamamıyla engelli istihdamı ki çok önemli bir konu. Türkiye’de çalışabilir vaziyette yaklaşık 2 milyon engelli vatandaş var ve maalesef bu 2 milyon kişi; doğru platformları, doğru alanları bulamadıkları veya yönlendirilmedikleri için iş hayatına katılım sağlayamıyor.

Es Kariyer, engelli istihdamı odaklı kurulmuş. Kurucusu Esra Hanım, kendisi de bir engelli ve engellilerin iş hayatına katılımındaki aksaklıkları görüp, “Bunu nasıl çözebilirim?” diyerek yola çıkmış. Bizim hem kadın girişimci yarışmamızda hem de BBVA Momentum sosyal girişimcilik programında da bu sene 1.’lik ödülünü aldı. Yaptıkları gerçekten kayda değer çalışmalar. Arkasında dinlediğiniz zaman hakikaten, gözlerinizin dolduğu bir çalışma var. Engelli bireylerin bir iş sahibi olup da belli bir katma değer yarattıklarını gördüklerinde; o yaşadıkları haz, inanın anlatılamaz. Dolayısıyla ilk olarak bunu söyleyebilirim.

Teknolojik tarafta da güzel temsiller var. Örneğin; Sezen Saral tarafından Samsun’da bir marka yaratıldı. Türkiye’deki ilk e-kitap okuyucuyu geliştirerek yola çıkmıştı ve daha sonra bu yolculuğu ilk android tablet ve telefon takip etti. Türkiye’de çok uluslu şirketlerin arasına “Nasıl girilir?” diye sorulduğu noktada, işte Sezen Hanım gibi girişimciler çıkıp “Ben de bu oyunu oynayabilirim.”, “Pazardaki diğer markalarla %100 rekabet etmesem de bir alanda da ben koşabilirim.” inancına ait örneği sergilediler ve çok da iyi gidiyorlar. Bunu söyleyebilirim.

Start-up’lar’ımızla ilgili bir örnek vermek gerekirse Kredico var. Kredico, 2017 yılında kurulmuş bir firma ve kredi notları dediğimiz notların hesaplanmasını sağlayan yazılımla pazara girdiler. Bu yıl 11.’sini düzenlediğimiz Open Talent organizasyonunun 2017’deki yarışmasında 1.’liği elde ettiler ve ülkemizi de İspanya’da temsil etme şansına sahip oldular.

Gerçekten o kadar çok örnek var ki… Yine, Isparta’dan Gülsha markası ile bu yılki ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi’ yarışmamıza katılan Gülşah Gürkan’ın şirketinden bahsedebilirim. Bugüne kadar gülü ve gül suyu ile meşhur olan ilimizin bu ürünlerini, markalaştırma ya da dünyaya açma tarafında maalesef hiçbir teşebbüs olmamış fakat; Gülşah Hanım geliyor ve Isparta gülünü markalaştırarak birçok ülkeye ihracat yapacak başarıya ulaşıyor. Asya ve Amerika’da büyük bir pazar gücü elde ediyor.

Başka bir örneğe gelecek olursak; Hygenic adında bir marka oluşturan kadın girişimcimiz geliyor, bugün ürünlerini uluslararası markalar ile raflarda bir şekilde rekabet edebilecek bir noktaya getiriyor. Bunların tümü hakikaten örnek alınması gereken hikâyeler.

İnsanlar, inandığı ve istediği zaman ya da bir şekilde kendinde o cesareti gördüğü zaman   -arkasında da iyi bir banka olmak zorunda değil- iyi bir sivil toplum kuruluşu olabilir, bir kamu kuruluşu olabilir, çok başarılı işlere imza atabiliyor.

Bugün girişimcilere baktığımız zaman bu ekosistemin hep birlikte çalıştığını görüyoruz, yani bu sürecin içinde finans kuruluşları, STK’lar, üniversiteler, tekno-parklar ve KOSGEB gibi kamu kuruluşları yer alıyor. Dolayısıyla bir başarı ortaya çıkıyorsa; oradaki paydaşların hepsinin, birbirine sağladıkları katkıyla olabilen şeyler bunlar ve Türkiye’de de bu anlamda güzel işler yapılıyor.

Biz de Garanti BBVA olarak bu ekosistemin bir parçası olmaktan son derece mutluyuz, son derece gururluyuz.

 

Sizin farkınız şu diyebilir miyiz peki banka olarak: KOSGEB ya da diğer kuruluşlar finansman desteği veriyor. Ama siz bir de mentorluk desteği sağladığınız için aslında girişimcilere en azından bir yol haritası da çizmiş oluyorsunuz.

Yani bu bir bütün aslında. Bir yapboz gibi düşünün. Finansman tarafında da ihtiyaç var. İnsanların çok akılcı fikirleri var ama maddi olanakları sınırlı. Yani bir şekilde finansman bulmaları lazım. Maalesef sermayesiz olmuyor, yanında 1 kişi de çalıştırsan, 3 kişi de 5 kişi de çalıştırsan…

Fakat dediğiniz gibi; mentorluk hizmeti de çok önemli. Girişimcilerin tıkandığı birçok nokta var ve bankacılıkla ilgili ya da mali düzenlemelerle ilgili yeterli bilgiye sahip olamayabiliyorlar. “Bilanço nedir?”, “Gelir tablosu nedir?”, “Bankalar kredi verirken, neyi göz önünde bulundururlar ve ben işimi şekillendirirken bu anlamda nelere bakmalıyım?” gibi sorular söz konusu olduğunda mentor desteği gerekiyor. Bunun yanında bir girişimcinin vergi ile ilgili yeterli bilgisi olamayabiliyor. Dolayısıyla vergi planlaması, vergi yönetimi öğretmemiz lazım. Yani fikirleri çok güzel ama masaya oturduğu zaman “Benim batnalarım ne?” veya “Karşı tarafı nasıl ikna edebilirim?” sorularının cevaplarına dair eksik bilgiye sahip olabiliyorlar. Dolayısıyla bizim yaptığımız bu çalışmalar; tam kapsamlı, finansmanından bilgilendirilmesine, 360 derece olmak üzere bu yapbozun her bir parçasını tamamlamaya çalışıyor.