cerez

İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz. 

Hava Kirliliği Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Bir duralım ve nefesimizi en fazla ne kadar tutabileceğimizi düşünelim… Siz saniyeleri hesap ederken, zaman ilerledikçe temiz bir nefes alma ihtimalimizin ellerimizden kayıp gittiğini biliyor musunuz? Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre bugün dünya nüfusunun neredeyse tamamı, yüzde 99’u kirli hava soluyor. Hava kirliliğinin her yıl yaklaşık 7 milyon kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. Dahası 2019’da atmosferdeki karbondioksit miktarı, son 2 milyon yıllık zaman dilimindeki herhangi bir dönemden çok daha yüksek oranda gerçekleşti. En az onun kadar zararlı olan metan ve azot oksit yoğunluğu da kayda değer bir şekilde arttı. Kısacası hem kendi sağlığımız hem de gezegenin sağlığı için havamıza sahip çıkmalıyız. Bunun için de gelin önce hava kirliliği hakkında bilgi edinmekle işe başlayalım.

 

Hava kirliliği nedir? Neden oluşur?

Herhangi bir kimyasal, fiziksel veya biyolojik etkenle atmosferin doğal özelliklerinin değişmesidir. Başka bir deyişle yabancı maddelerin (katı/sıvı/gaz) canlı hayatına ve doğal dengeye zarar verecek miktarda, yoğunlukta ve uzun sürede atmosferde bulunmasıdır. Dünyayla ilgili pek çok sürdürülebilirlik sorununda olduğu gibi hava kirliliğinin başlıca sebebi de insan kaynaklı faaliyetler. Kısaca sayarsak:

  • Fosil yakıt kullanımı
  • Üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklar
  • Sanayi üretiminde baca filtresi ve arıtma tesisi gibi gerekli önlemlerin alınmaması
  • Kimyasal kullanımının artması
  • Tarım ilaçları
  • Motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazları
  • Hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşme
  • Soba ya da kalorifer gibi ısıtıcıların uygun koşullarda yakılmaması
  • Doğaya zararlı kozmetik kullanımı

Tanım ve etkenlerden de anlaşılacağı üzere hava kirliliğinden en çok etkilenenler ise düşük ve orta gelirli ülkeler oluyor. Metreküp başına düşen ince parçacıklı madde (PM 2.5) yoğunluğu ölçümlerine göre Bangladeş, Pakistan, Hindistan dünyanın en kirli havasına sahip ilk üç ülke. 106 ülke arasında kirlilik açısından 46’ıncı sırada bulunan Türkiye’de ise PM2.5 konsantrasyonu WHO’nun sınır kabul ettiği değerin 3,7 katı üzerinde ölçüldü. Havası en kirli ilimiz ise Çorum oldu.

Gerçek zamanlı hava kirliliği haritasını incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Hava kirliliğinin etkileri neler?

Hava kirliliği günümüzde hem insan sağlığı hem de iklim açısından ciddi bir risk unsuru. İnsan kaynaklı üretim, sanayi, hava ulaşımı ve az miktarda da olsa tüketim faaliyetleri nedeniyle açığa çıkan emisyonlar, sera etkisi yaratarak iklim krizinin başlıca sebebi olan küresel sıcaklık artışını tetikliyor. Bunu zaten aşırı hava olayları, deniz seviyelerinin yükselmesi, okyanusların asit oranlarında artış, aşırı kuraklık, canlı türlerinin tükenmesi şeklinde tecrübe ediyoruz. İklim krizinin bu yıkıcı etkilerini durdurmanın tek yolu ise sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak. Bunun için de hava kirliliğinin unsurlarından biri olan zararlı gazların salımını 2030 yılına kadar yarı yarıya azaltmalı, 2050’de ise tamamen sıfırlamalıyız.

Hava kirliliği günümüzde hem insan sağlığı hem de iklim açısından ciddi bir risk unsuru. İnsan kaynaklı üretim, sanayi, hava ulaşımı ve az miktarda da olsa tüketim faaliyetleri nedeniyle açığa çıkan emisyonlar, sera etkisi yaratacak iklim krizinin başlıca sebebi olan küresel sıcaklık artışını tetikliyor.

Peki hava kirliliğinin insan sağlığı üzerine doğrudan ne gibi etkileri olabilir? Bilim insanlarına ve yapılan araştırmalara kulak verelim:

  • Amfizem ve astımdan kronik akciğer hastalığına kadar solunumla ilgili pek çok rahatsızlığı tetikleyebilir. Üst solunum yollarını tahriş edebilir, kalıcı etkiler bırakabilir.
  • Havadaki partiküller, kan damarlarında işlev bozukluklarına yol açıp, oksijenin taşınmasını aksatabilir, ayrıca arterlerdeki kireçlenmeyi hızlandırabilir.
  • Hamilelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı gibi pek çok soruna neden olan, hatta anne ve fetüsün hastalık ve ölümüne bile yol açabilen yüksek tansiyonu tetikleyebilir.
  • Hava kirliliğinin insanlar için kanserojen etkileri olduğu, özellikle akciğer kanseri ile yakından ilişkili olduğu biliniyor.
  • Kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir.

 

Konuyla ilgili elimizdeki en geniş kaynak yine WHO’dan. Buna göre, 2016 yılında hava kirliliğine bağlı yaşanan erken ölümlerin yaklaşık yüzde 58'i kalp hastalığı ve felçten kaynaklanmış. Yüzde 18'i kronik akciğer hastalığı ve akut alt solunum yolu enfeksiyonlarından, yüzde 6'sı ise akciğer kanserinden. Katı yakıtların ev içinde verimsiz kullanılması sonucu ise yılda yaklaşık 3,8 milyon kişinin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Bu ölümlerde de akciğer ve kalp hastalıkları, felç ve kanser izine rastlıyoruz.

Tablo korkutucu görünebilir ancak bir bütün olarak faaliyetlerimizin bu denli büyük sorunlara yol açmaması için neler yapmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Üstelik kolektif bir etki yaratmak için iklim anlaşmaları kapsamında çizilen bir yol haritamız da var. Peki neler yapılabilir?

 

Hava kirliliği nasıl önlenebilir?

Bu konuda hem günlük hayatlarında yapacakları küçük değişikliklerle bireylere hem de değişimi genele yaymak, kalıcılaştırmak için politika yapıcılara iş düşüyor. Şöyle özetleyelim:

  • Sanayi, endüstri ve ısınma başta olmak üzere fosil yakıt kullanımı azaltılmalı. Kömür projelerine sağlanan kredi ve finansman desteği kesilmeli. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılmalı, bunların kullanımı yaygınlaştırılmalı.
  • Endüstriyel emisyonları azaltacak temiz teknolojiler benimsenmeli. Sanayi tesislerinin bacalarına filtre takılmalı, tesisler yaşam alanlarına çok yakın olmamalı.
  • Metan gazının tutulması dahil olmak üzere kentsel ve tarımsal atıklar daha iyi yönetilmeli.
  • Binaların enerji verimliliği iyileştirilmeli, enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaklardan sağlanmalı.
  • Ulaşımda daha düşük emisyonlu araçlar ve daha temiz yakıtlar tercih edilmeli. Kentlerde araçların egzozlarından kaynaklanan kirliliğe karşı önlem alınmalı.
  • Toplu taşıma özendirilmeli, elektrikli araçların kullanımı yaygınlaştırılmalı.
  • Kısa mesafelerde bisiklet kullanımı veya yürüme teşvik edilmeli. Kent planlaması bu yönde yapılmalı, ayrıca şehirler daha yeşil hale getirilmeli.
  • Hem endüstriyel hem de bireysel seviyede atık azaltma, ayrıştırma, geri dönüştürme ve yeniden kullanma prensipleri benimsenmeli.
  • Ormanların tahribatı önlenmeli, yeşil alanlar artırılmalı.
  • Soluduğumuz oksijenin yarısından fazlası denizler tarafından üretilir. Dolayısıyla ormanlarımız kadar denizlerimiz de temiz tutulmalı, etkili atık yönetimi benimsenmeli.
  • Ozon tabakasına zarar veren temizlik, kozmetik vb. ürünlerden kaçınmalı.
  • Özellikle tek kullanımlık plastikler (naylon poşet, bardak, pipet vb.) gibi doğada çözünmesi yıllar süren ürünlerin kullanımı azaltılmalı.

Temiz, güvenli bir nefes almak hepimizin hakkı. Gezegenimize nefes aldırmak ise insanlık olarak ortak ödevimiz. Geleceğe iyi bakmak için bugün dünyaya iyi bakalım…

Etiketler:
  • Çevre

  • Temiz Enerji