Sürdürülebilir Turizm Nedir? Neden Önemli?

Dünyada keşfedilecek sayısız güzellikler, yeşili-mavisiyle insanı heyecanlandıran doğa harikaları, kültürüyle bizi büyüleyen özel yerler var. Bu güzellikleri canlı canlı görmenin hayalini kurmayanımız, seyahat etmeyi sevmeyenimiz var mı? Hemen hemen hepimizin bütün bir yıl çalışıp aylar öncesinden planını yaptığımız seyahat rotaları, günübirlik dahi olsa o özgürlüğü ve huzuru hissetmek için ziyaret etmeyi tercih ettiği kaçış noktaları var. Gezmeyi, bambaşka yerlerin kendine has kültürünü deneyimlemeyi çok sevsek de bu güzellikleri uzun yıllar boyu koruyabilmek için turizmin “sürdürülebilirliğini” önemsememiz, bu konuda farkındalık sahibi olmamız gerekiyor.

 

Bu doğrultuda sürdürülebilir turizm kavramı, varlığını yaşamlarımızda daha fazla hissettirmeye başladı. Dünya Turizm Örgütü’ne göre sürdürülebilir turizm şu anlama geliyor: Turizm endüstrisinin, çevrenin, ev sahibi toplulukların ve turistlerin ihtiyaçlarını karşılayan, hâlihazırda yarattığı ve gelecekte yaratacağı ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerin tam anlamıyla bilincinde olan turizm. Esasen bu kavramın tartışılmaya başladığı günler 1990’lara kadar uzanıyor. Ancak günümüzde seyahatin olmazsa olmazlarından biri olarak değerlendirilen havayolu taşımacılığının da oluşumunda etkili olduğu gürültü kirliliği ve sera gazı emisyonu gibi sorunlar, sürdürülebilir turizm kavramının önemini daha da artırıyor. Sürdürülebilir turizm ayrıca temiz enerji kullanımı, doğal kaynakların ve yerel kültürün korunması gibi hassas alanlarla olan bağlantısı nedeniyle de gözlerin çevrildiği bir kavram.

 

Sürdürülebilir turizmin temel ilkeleri

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin Seyahat & Turizm: Ekonomik Etki 2019 raporu verilerine göre, turizm küresel ölçekte 8,8 trilyon dolarlık bir endüstri ve bu rakamın 2029’a kadar 13 trilyon dolara yükseleceği öngörülüyor. Turizmin böyle ciddi bir ivmeyle büyümesi, bazı çevresel sonuçlar da doğuruyor. Örneğin, turizmin küresel çapta sera gazı salınımına etkisinin yaklaşık yüzde 5 olduğu açıklanırken, 2030'da bu oranın yüzde 5,3'e çıkması bekleniyor. Öngörülen bu artış, 2016'da 1.597 milyon ton olan turizm kaynaklı CO2 emisyonunun 2030’da 1.998 milyon tona ulaşarak yüzde 25 civarında büyümesi anlamına geliyor.

Bu değerlendirmeler göz önüne alındığında, turizmin sürdürülebilir hale gelmesinin ne kadar kritik olduğu da daha net ortaya çıkıyor. “Çevreye duyarlı olma” hedefinin yalnızca bir parçasını oluşturduğu sürdürülebilir turizm, bundan çok daha fazlasını ifade ediyor ve bu nedenle son derece geniş kapsamlı bir ilkeler bütününden oluşuyor. Bu temel ilkeleri şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Turizmin bir bölgede kontrollü gelişmesini ve yararlarının topluma yayılmasını mümkün kılmak.
  • Yerel gelirleri artırmak, çevrenin iyileştirilmesine ve korunmasına destek sunmak.
  • Çevrenin estetik özelliklerine, doğal yaşama ve yerel kültürüne yoğunlaşmak.
  • Turizmin çevrenin doğal görünümüne uygun bir biçimde gelişmesine özen göstermek.
  • Hem yerel halkın hem de turistlerin çevre konusunda eğitilmesini ve bilgilendirilmesini sağlamak.
  • Turizmin farklı zaman ve mekân dilimlerine yayılmasına dikkat etmek ve bu sayede karşı karşıya kalınabilecek negatif etkileri minimum seviyede tutmak.

 

 

Bu ilkelere göre düzenlenen turizm faaliyetleri ise çevresel kaynakların mümkün olan en iyi biçimde kullanılmasını sağlıyor, ev sahibi toplumların kültürel miraslarını korumaya katkıda bulunuyor ve kültürler arası hoşgörünün artmasını mümkün kılıyor. Ayrıca sürdürülebilir turizmle gelir fırsatları yaratılması ve sosyal hizmetler açısından kazanımlar elde edilmesi planlanıyor. Böylece sosyoekonomik yararların sunulması ve yoksulluğun azaltılması amaçlanıyor.

 

Sürdürülebilir turizm için 12 hedef

Çevreye duyarlı kalkınma yöntemleri geliştiren Birleşmiş Milletler Çevre Programı, sürdürülebilir turizm için 12 hedefin önemine dikkat çekiyor. Gelin, bu hedeflere yakından bakalım.

 

Ekonomik Süreklilik: Turizm destinasyonlarının ve işletmelerinin uzun vadede fayda sunmaya ve büyümeye devam etmesi için sürekliliklerini ve rekabetçiliklerini sağlamak.

 

Yerel Refah: Ziyaretçilerin yerel harcama oranını artırmak da dâhil olmak üzere turizmin ev sahibi destinasyona katkısını en yükseğe çıkarmak.

 

İstihdam Kalitesi: Irk, cinsiyet, engellilik gibi konularda ayırımcılığa neden olmadan ücret ve hizmet kalitesini artırmak, turizm tarafından yaratılan yerel istihdamın sayısını ve kalitesini yükseltmek.

 

Sosyal Eşitlik: Turizmden elde edilen ekonomik ve sosyal yararın genele adil bir şekilde dağılımını gözetmek.

 

Ziyaretçi Memnuniyeti: Irk, cinsiyet, engellilik gibi konularda ayırımcılık yapmadan bütün ziyaretçilere güvenli ve tatmin edici bir deneyim sunmak.

 

Yerel Kontrol: Planlama, yönetim ve bölgede turizmin gelişimi konusunda yerel yönetimleri süreçlere dâhil etmek ve yetkilerini artırmak.

 

Toplumsal Refah: Sosyal bozulma ve istismara yol açmadan sosyal yapı ve olanaklara erişim sağlayarak yerel halkın yaşam kalitesini korumak ve iyileştirmek.

 

Kültürel Zenginlik: Ev sahibi toplumlara özgü kültür, gelenek ve tarihsel mirasa saygı duymak ve güçlendirmek.

 

Fiziki Bütünlük: Kentsel ve kırsal alanların kalitesini korumak, güçlendirmek. Çevrenin fiziki ve görsel bakımdan bozulmasını engellemek.

 

Biyolojik Çeşitlilik: Doğal alanların ve yaban hayatının korunmasını desteklemek ve olası zararı en aza indirmek.

 

Kaynak Verimliliği: Turizm şirketleri ve hizmetlerinin gelişim/işletmesinde sınırlı ve yenilenemeyen kaynakların kullanımını asgari düzeye çekmek.

 

Çevresel Saflık: Turizm işletmelerinden ve ziyaretçilerden kaynaklanan hava, su, kara kirliliğini ve atık üretimini mümkün olduğunca azaltmak.

 

Hedeflerinden de anlaşılacağı üzere çevre bilincinden kültürel mirasa, istihdamdan toplumsal refah ve sosyal eşitliğe kadar pek çok alanda değişim yaratmaya odaklanan sürdürülebilir turizm, önümüzdeki yıllarda hayatımızdaki görünürlüğünü daha da artıracak gibi görünüyor.