2020’nin Öne Çıkan 5 Fintech Trendi

Kategori:Teknoloji

Teknolojinin büyük bir hızla gelişmesi, internetin keşfi ve paralelinde mobil teknolojilerin yükselişe geçmesi, bambaşka bir dünyayı mümkün kıldı. Dijital dönüşüm dünyası, tüm sektörlerde olduğu gibi finans sektöründe de geçmişte hayal gibi görülen pek çok şeyi gerçeğe dönüştürdü. Hatta ödemeler ekosisteminde gelişmeler öylesine birbiri ardında yaşandı ki, finans ve teknolojinin iç içe geçtiği bu ekosisteme bir de isim bulundu: fintech! Açılımı “finansal teknolojiler” olan fintech, para ve ödemelerle ilgili teknolojik ürün ve hizmetlerin bütünü anlamına geliyor ve tüm dünyada taşıdığı gelişme potansiyeliyle adından sıkça söz ettiriyor. Öyle ki, PwC’nin 2019 Global Fintech anketinin sonuçlarına göre; teknoloji, medya ve telekomünikasyon şirketlerinin yüzde 47’sinin ve finansal servisler organizasyonlarının yüzde 48’inin fintech’i stratejik operasyon modellerine tamamen entegre ettiği görülüyor. Bu kuruluşların önümüzdeki yıllarda iş yapış şekillerinden yeni hizmet ve ürünlerine kadar pek çok alanda fintech’in sunduklarından faydalanmaları bekleniyor.

Biz de böylesine gelecek vadeden, günlük yaşantımızda ödemelerle olan ilişkilerimize büyük değişimler getiren fintech dünyasında 2020 yılının öne çıkan trend ve öngörülerini sizler için derleyelim istedik! Hazırsanız, başlıyoruz!

 

1. Dolandırıcılık teşebbüslerine karşı fintech’ler koruma kalkanı olacak

Örneğin, şüpheli satın alımları engelleyecek ön ödemeli kartlara ilgili yeni teknolojiler şimdiden yükselişe geçmiş durumda.

 

2. Bankalar ve müşteriler arasında daha “kişiselleştirilmiş” bir deneyim sağlayacak

Son yılların dijital dönüşümle birlikte en çok konuşulan kavramlarının içinde kuşkusuz büyük veri ve yapay zekâ teknolojileri de yer alıyor. Esasen “kişiselleştirilmiş müşteri/kullanıcı deneyimi” son yıllarda alışveriş, kozmetik ve sağlık gibi pek çok endüstride pazarlama uzmanları tarafından ön plana alınan ve geliştirilen bir alan. Çünkü sadık bir müşteri kitlesi yaratmak için günümüzde yalnızca dayanıklı ve işlevsel ürünler satmak veya kaliteli hizmet vermek yetmiyor. Müşterilere özelleştirilmiş iletişim yöntemleriyle beklentilerine uygun kampanyalar sunmak da önemli. İşte tam da bu noktada büyük verinin gücü devreye giriyor. Fintech’ler bu gücü son derece etkili bir biçimde kullanıp müşterileri hakkında önemli içgörülere ulaşarak, daha önce hiç olmadığı kadar üst düzey bir kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimini mümkün kılacak. Öte yandan, API’lerin yükselişe geçmesi ve açık bankacılık da fintech dünyasını bambaşka bir noktaya götürecek gelişmeler olarak değerlendiriliyor.

 

 

3. Yapay zekâ, finans kuruluşlarının yükselişi için “biçilmiş kaftan”

Teknolojiyi iş yapış şekillerine hızla entegre eden finans kuruluşları, bu bakış açısı doğrultusunda doğal olarak yapay zekâyı ürün ve hizmet geliştirme stratejilerinin odak noktasına alıyor. Yapay zekâ teknolojileri sayesinde finansal kuruluşlar müşterilerine hem çok daha iyi hizmet verebiliyor hem de işletme maliyetlerini uzun vadede azaltıyor. Yapay zekâ aynı zamanda yapılandırılmamış verileri de analiz edebildiğinden, finans ekosisteminin en büyük sorunları arasında yer alan siber suçlar ve finansal dolandırıcılık tehditlerini alt etme noktasında da deyim yerindeyse bir kahraman olma potansiyeli taşıyor.

 

 

4. Blok zinciri, özellikle güvenlik noktasında vadettikleriyle ön planda

En genel tanımıyla, ağa katılan tüm paydaşlar tarafından ağdaki kayıtların şifreli olarak tutulduğu dağıtık defter teknolojisi olarak tanımlanan blok zinciri teknolojisi, finansal kuruluşlar açısından artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönemin kapılarını aralıyor. Şöyle bir düşünün; blok zinciri teknolojisi öylesine güvenli ki, adı üstünde “blok” zincirinde ağdaki blokların her biri kendisinden önceki blokla ilişkilendirilen ve şifrelenen bir sistemle korunuyor. Dolayısıyla ağınızın bir bloku ele geçirilmiş olsa da bir sonraki blokun şifresi bambaşka olduğundan, bu sistem son derece güvenilir olarak nitelendiriliyor. Finansal kuruluşlar açısından riske edilmesi hiçbir şekilde kabul edilebilir olmayan “güvenlik” noktasında blok zinciri, “daha şeffaf ve güvenlikli” bir gelecek için bir dayanak oluşturuyor. Bu anlamda risk yönetimi ve kara para aklama gibi alanlarda da yoğunluklu olarak kullanılabilecek blok zinciri, fintech’lerin 2020’de yoğunlaşacağı teknolojilerin en üst sıralarında yer alıyor. Öyle ki, ABD fintech pazarında blok zincirine yapılacak yatırım miktarının 2023’e kadar 6,700 milyon dolara yükselmesi bekleniyor.

 

 

5. Ödeme pratiklerimizi hızla değiştirecek farklı inovasyonlar kapıda

Fintech yenilikleri arasında ilk akla gelenler; mobil ödemeler, temassız ödemeler, dijital cüzdanlar, akıllı hoparlör sistemleri, kimlik doğrulama teknolojileri gibi günlük hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştıran inovasyonlar oluyor. Tüm bu yenilikler sayesinde tüm dünyada “nakitsiz ödemeler” trendi doğal olarak yükselişe geçerken, dijital dünyaya doğan Z kuşağının beklentisi de bu teknolojilerin sürekli olarak artması yönünde… 2015’te global mobil ödeme işlemlerinin toplam tutarı 450 milyar dolarken, 2019’a gelindiğinde bu rakamın 1 trilyon doları geçtiği görülüyor. Öte yandan, temassız ödemeler de tüm dünyada hızla tercih edilmeye başlanan ödeme yöntemleri arasında yükselişe geçmiş durumda. Bu trend, ülkemizde de paralel bir seyir izliyor. BKM’nin verilerine göre, Türkiye’de temassız ödeme adedi son 4 yılda 17 kat artarak 2019’da 502 milyon adede ulaştı. Bugün ülkemizde, bir gün içinde 2 milyondan fazla ödeme temassız kartlarla yapılıyor. Tüm bu gelişmelerden hareketle, dijital cüzdanların hızla cebimizde taşıdığımız cüzdanların yerini alması ve ödemelerin giderek daha az fiziksel, çok daha fazla dijital bir hal alması öngörülüyor. Önümüzdeki yıllarda çok daha sürprizli bir ödemeler dünyasını deneyimleyeceğiz!