Finansal Sağlık Profiliniz Hangisi?

En az beden ve ruh sağlığımız kadar önemsememiz gereken bir kavram olduğunu uzun süredir biliyoruz: Finansal sağlık. Bütçemizi yönetme biçimimizin hayatımız üzerinde olumlu bir etki yarattığını da biliyoruz. Finansal sağlık kısaca kişisel para durumumuzu ifade ediyor. Ekonomik kaynaklarımızı doğru yöneterek ileriye dönük rahat ve güvenli bir yaşam tarzı planlama yeteneği olarak tanımlanıyor. Gelirimiz, sahip olduğumuz birikim, harcamalarımız ve borçlarımız başta olmak üzere pek çok boyutu bulunuyor. Hedefse tek: Refaha ulaşmak. Bu da şu yollardan geçiyor:

  • Gelir ve giderlerimiz arasında en iyi dengeyi kurabilmek,
  • Paramızdan en iyi şekilde yararlanmak için akıllı finansal kararlar alabilmek,
  • Ani harcamalara hazırlıklı olabilmek ve tüm bu sağlıklı alışkanlıkları sürdürülebilir şekilde korumak.

Pek tabii ki herkesin beslenme, diyet düzeni ya da vücut yapısı nasıl farklıysa, finansal sağlığa ulaştıran ‘reçeteler’ de kişiden kişiye değişiyor. Kimine göre finansal sağlığın karşılığı güvenlik ve huzur veren bir birikime sahip olmakken, kimine göre gelir ve giderlerini dengeledikten sonra kendini ufak şeylerle şımartabilmek oluyor. Ekonomik durumumuzun, birikim hedefimizin, tasarruf alışkanlıklarımızın farklılığı ortaya farklı motivasyonlar çıkarıyor. Gelin bunları birkaç başlıkta inceleyelim ve hangisine daha yakın olduğumuza bakalım…

 

Bizi birikime iten dürtü ne?

Birikime bakış açımız, amaç ve hedeflerimiz ortaya üç ana motivasyon çıkarıyor.

İlki hedeflerimiz için birikim yapmak. Bu motivasyona sahip kişiler, net bir şekilde belirlenmiş ve normal şartlar altında ulaşılabilir bir hedef için (teknoloji, seyahat, kendine verilen ödüller vs.) birikim yapmayı amaçlarlar. Sonunda belirli bir amaç olduğu için bu tarz bir birikim çok motive edicidir.

İkinci motivasyon tarzımız ise Birikim sahibi olmanın önemli olduğuna inandığımız için birikim yapmak. Bu şekilde davranan kişiler zorunlu olduklarını düşündükleri için birikim yaparlar; “Anne babalarımız böyle yapardı”, “Para kendi kendine büyümez” gibi motivasyonları vardır. Birikimin başlangıcında net bir hedef belirlemezler. Ancak daha sonra birikimlerini önemli kilometre taşları için kullanma eğilimi gösterirler. Bu kilometre taşları ev satın almak, iş kurmak ya da emekliye ayrılmak gibi pozitif şeyler olabilir. Beklenmedik sağlık harcamaları gibi negatif şeyler de. Yine de genel olarak bu gruba girenler altın, döviz, hisse senedi gibi yatırımlarda bulunabilirler.

Üçüncü motivasyon ise zahmetsizce birikim yapmak. Bu motivasyona sahip kişiler günlük alışverişlerin ardından elde kalan bozuklukların, para üstlerinin kıymetini bilip bir kenara atarlar. Birkaç lira gibi kimsenin fark etmediği hatta kişinin kendisinin bile görene kadar anlamayacağı tasarruflardır. Beklenmedik olduğu kadar çok tatmin edicidir çünkü bir şeyden vazgeçmeyi ya da çok çaba harcamayı gerektirmez.

 

Borcumuz varsa, bu nasıl bir borç?

Gelir, tasarruf ve birikim kadar borçlar da finansal sağlığın önemli bir unsuru. ‘Borç’ kelimesi dünyanın her yerinde negatif bir anlam taşısa da aslında iki ana sınıflandırma bulunuyor:

İyi borca sahip olmak: Kulağa garip gelse de sağlıklı ve işlevseldir. Çünkü hayatta ilerlemenin ve gelişmenin bir yolu olarak kullanırız; ev-araba almak ya da iş kurmak gibi., Kapatacak bir ekonomik kapasitemiz olduğunu bildiğimiz için bu borcun altına gireriz. Bunun parayı yönetmenin akıllıca bir yolu olduğu düşünülür. Çünkü bir mal (örneğin ev) satın almak için cazip bir faiz oranından borçlanmak, paranın kendi kendine değer kazanmasını beklemekten daha faydalı olabilir.

Kötü ya da zarar ettirme ihtimali bulunan borca sahip olmak: Daha küçük ve özellikle plan dahilinde gelişmeyen yatırımlar için kullanılan borçları ifade eder. Çoğunlukla gelişmemize yardımcı olmak gibi bir özellik taşımaz, dahası strese ve sorunlara yol açabilirler. Çalışır durumdaki telefonu bir üst modeliyle değiştirmek, imkân dahilinde olmayan bir tatile çıkmak gibi zorunluluktan kaynaklanmayan harcamalar bu gruba girer. Borcu kapatmak için borç almak da bu kapsamda değerlendirilir.

 

 

Hangi profil size yakın?

Bahsettiğimiz bu tutumlar ve elbette varlık-borç dengemiz bize başlıca şu profilleri sunar:

 

Güçlü bir şekilde (birikimini, kârını) büyütenler: “Paramdan mümkün olan en fazla getiriyi elde etmek isterim. Böylece geleceğim için daha güçlü ve daha güvende hissedeceğim” ifadesi bu grubu özetleyebilir. Ekonomik kapasiteleri ortalamanın biraz üstündedir, finansal kararlarında sorumlu, istikrarlı ve düzenlidirler. Paralarını daha iyi değerlendirebileceklerini düşündükleri için yatırım yaparlar, gelirleri ve giderleri dengelidir, dahası yatırım ve birikim için düzenli olarak belli bir miktar ayırabilirler.

 

Kendi kendini geliştiren, (ekonomik varlığını) en iyi şekilde kullananlar: “Kendimi geliştirmek, devam etmek, daha iyi hale getirmek istiyorum” cümlesi bu grubu anlatır. Daha az ekonomik kapasiteye sahiptirler, yatırım ya da birikim konusunda aşırı planlı değillerdir. Biraz tasarruf ederler ancak bunun öngörülemeyen harcamalar için yeterli olmayabileceğinin farkındadırlar. Gelir-gider dengesine daha çok odaklanırlar, birikim ikinci, yatırım ise üçüncü aşamada gelir.

 

Ayakta kalanlar: “Geçimimi sağlamayı başarır ve dengeli bir şekilde ay sonunu getirebilirsem, kendimi güvende ve mutlu hissederim. Fakat borçlarım nedeniyle bu zor”. Bu özetten de anlaşılacağı üzere bu grup için birikim ve yatırımdan önce gelir-gider dengesi gelir. Daha az ekonomik kapasiteye sahiptirler ve varlık-borç dengesizliği nedeniyle çok kararlı, organize bir şekilde hareket edemezler.

 

Kolaylık arayanlar: “Finanstan çok fazla anlamıyorum. Ama eğer anlasaydım, iyi bir birikime sahip olabilir ve daha huzurlu yaşayabilirdim.” Sorumlu ve organize davranmaya çok yatkın, ortalamaya yakın bir ekonomik kapasiteleri vardır. Güvenli hissetmek isterler ve finansal tercihlerini basit tutmaya yatkındırlar.

 

Karamsar bakanlar: Ekonomik varlığını en iyi şekilde kullanan grup ile hemen hemen aynı finansal koşullara sahip olsalar da sisteme olan inançlarını yitirmişlerdir. Bu nedenle finansal durumlarını olduğundan daha iyi yönetemeyeceklerini düşünürler, ekonomik kararları konusunda bir planları ve istikrarları yoktur.

 

Farklı finansal durumlara ve tutumlara sahip olsak bile, finansal sağlık anlayışımız temelde güvenlik ile bağlantılıdır, kafa rahatlığı ve mutluluk da ardından gelir.   

Parayla ilgili davranışlarımız söz konusu olduğunda kendimizi tanımak, bizi motive eden unsurların farkında olmak, hangi profile uyduğumuzu bilmek finansal sağlığımızı da iyileştirir. Hiçbirimiz gelecek hakkında endişe duymak istemeyiz. Daha özgür ve güvenli gelecek ise bugün alacağımız sağlıklı finansal kararlara bağlıdır.

 

Yazıdaki profilleri çıkarırken piyasa araştırma şirketi Kantar’ın Garanti BBVA için hazırladığı özel finansal sağlık raporundan yararlanılmıştır.

 

Garanti BBVA ile finansal sağlığınızı nasıl iyileştirebileceğinizi merak ediyorsanız Finansal Sağlık sayfamızı ziyaret etmenizi öneririz.