Esnek Ekonomi Nedir? Neden Yükselişte?

İnternet penetrasyon oranının tüm dünyada giderek yükselmesi ve dijital dönüşüm sürecinin büyük bir hızla ilerlemesi, dünyayı bambaşka bir noktaya doğru taşıyor. Öyle ki, bu gelişmeler sayesinde hem e-ticaret gibi bundan 60-70 yıl kadar önce hayal olarak nitelendirebileceğimiz yepyeni sektörler yaşamımızda neredeyse vazgeçilmez hale geliyor hem de çalışma yaşamı şekilleniyor ve yepyeni ekonomilerin önü açılıyor. Tıpkı rahatlık ekonomisi ve paylaşım ekonomisi gibi, son yıllarda popülaritesini artıran ekonomilerden biri de esnek (gig) ekonomi. “Ekonominin esneği mi olurmuş?” diye soruyorsanız, nasıl olduğunu hemen anlatalım.

 

Esasen esnek ekonomi, çok yeni bir iş yapış şekli olmayan freelance (serbest çalışan) çalışma sistemiyle benzerlikler taşıyor. İngilizcede “özgür” anlamına gelen “free” ve “mızrak” anlamına gelen “lance” kelimelerinin birleşiminden oluşan bu kelime hem özgürlüğü hem de bu özgürlük için mücadele etmeyi temsil ediyor. Yazılı kaynaklarda ilk kullanımı 1800’lü yıllara kadar uzanıyor ve o günlerden bugünlere özgürlüğün ve mücadelenin ifadesi olarak geliyor. Esnek ekonomi; kısa süreli, bağımsız sözleşmeli, parça başı/mikro düzeyde ve/veya işlerin var olduğu dijital emek piyasasını tanımlamak için kullanılıyor. Uzunca bir süredir aşina olduğumuz freelance çalışma kavramıyla ayrıştığı temel noktaysa, esnek ekonomi içinde değerlendirilen tüm çalışmaların dijital dünyayla bağlantılı olması. Esnek ekonomi, üreticilerle tüketicileri kolay ve hızlı bir biçimde buluşturuyor. İşverenlerin, taleplerine uygun çalışanlara çeşitli online esnek işgücü platformları aracılığıyla ulaşabilmelerini mümkün kılıyor. Diğer taraftan, esnek ekonomi tam zamanlı çalışmak isteyen ancak dilediği işi bulamayan veya ek gelir sağlamak isteyenler için de giderek daha cazip bir seçenek haline geliyor.

 

 

Serbest çalışanlar bir kurumun belirli mesai saatleri içinde çalışmaktan ziyade, kendi belirledikleri saatlerde çalışmanın verdiği özgürlük hissini yaşıyor. Diledikleri her yerden çalışabilen bu kişiler, işe gidip gelmek için trafikte vakit harcamak gibi sorunlara veda ediyor ve tam zamanlı çalışmaya kıyasla yaşamlarını kendi konfor ihtiyaçlarına göre karşılayabiliyorlar. Ancak bu çalışma sisteminin getirdiği görece olumsuz noktalar da var. Serbest çalışan kişiler öz disiplin konusunda kendilerini gerçek anlamda geliştirmiş değillerse, söz verdikleri işleri yetiştirememek ve buna bağlı olarak itibar kaybetmek gibi risklerle karşılaşabiliyor. Ayrıca serbest çalışan kişiler, tam zamanlı çalışırken sağlanan sosyal güvence imkânına sahip olamıyor. Bunun için bütçe ayırıp sigorta hizmetini ayrıca karşılamaları gerekiyor.

 

Çalışanların %64’ü ek iş yapmak istiyor

Serbest zamanlı çalışma sistemini düşününce aklımıza öncelikli olarak metin yazarlığı, editörlük, grafik tasarımcılık ve çevirmenlik gibi meslekler geliyor. Ancak Uber şoförleri, Airbnb’de evlerini kiralayanlar, online pazaryerlerinde satış yapanlar, çeşitli kurumlara danışmanlık hizmeti verenler, sanatçılar, dijital pazarlama uzmanları, mevsimlik çalışanlar, yarı zamanlı çalışanlar ve influencer’lar da esnek ekonomi ekosistemine dâhil oluyor.

 

Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu mesleklere sahip kişiler ve bu kişilerle çalışmayı tercih eden kuruluşlar, her geçen yıl esnek ekonominin daha da büyümesini sağlıyor. Öyle ki, global serbest çalışma platformu Upwork’ün verilerine göre, ABD'de günümüzde 57,3 milyon kişi serbest çalışan olarak yaşamlarını sürdürüyor. 2027'ye gelindiğindeyse bu rakamın 86,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Küresel danışmanlık şirketi Deloitte’un 2018’de 36 ülkeden 10 bin 455 kişiyle gerçekleştirdiği Y Kuşağı araştırmasına göre, tam zamanlı çalışanların yüzde 64'ü, işlerinin yanı sıra fazladan para kazanmak amacıyla ek iş yapmak istediklerini belirtiyor. Ülkemizde ise bugün 1.2 milyon aktif serbest çalışanın bulunduğu ve bu rakamın 2023 itibariyle 8.5 milyona yükseleceği tahmin ediliyor.

 

Esnek ekonomiye pandemi etkisi

Sağlığımız için evde kalmaya özen gösterdiğimiz karantina koşullarında dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu hem kurumlar hem de bireyler daha net bir biçimde anladı. İşte dijital kanallar yoluyla ev ortamından dünyanın herhangi bir noktasına hizmet verilebilmesi, bu çalışma modeline yönelik talebi hızla artırdı. Kurumların bu sıra dışı deneyimden önemli çıkarımlar yaparak önümüzdeki süreçte işgücü modellerini daha esnek hale getirebilecekleri öngörülüyor.