Geleneksel Yatırımın Vazgeçilmezi Altın Yeniden Tedavül Aracı Olabilir mi?

Bazı yerbilimciler altının, yeryüzüne özgü bir metal olmadığını söyler. Belki de bu yüzden insanlık, doğada nadir bulunan bu varlığa hep arzu duymuştur.

Bu teoriye kaynak olarak; yeryüzünün oluşumunda eriyik olan metallerin altınla birleşerek dünyanın merkezine çökmesi gerekirken, tam tersine, yeryüzüne daha yakın seviyede bulunması gösterilir.

Buna göre; Dünya oluşum aşamasında iken altın yüklü meteorların yoğun şekilde Dünya’ya düşmesi, altının, gezegenimize gelmesine sebep olmuştur. [1]Tabii, akla hemen “Altın yüklü meteorlar gezegen oluştuktan sonra neden düşmeye devam etmediler?” sorusu gelebilir. Yurdumuzun ıssız bir köşesine düşebilecek bir altın meteoruna kimse “Hayır.” demezdi.

 

Altının dünü bugünü

En eski düzenli mübadele aracı olan; altının, alışverişte kullanıma başlanması, Anadolu’da yaşamış olan Lidyalılar’a dayandırılıyor. İlk altın para, Karun (Kroisos) olduğu düşünülen Lidya kralı tarafından, M.Ö. 505’te basılıyor. İlk altın madenciliğinin Mısırlılar tarafından yapıldığı düşünülüyor. Kristof Kolomb, Amerika’ya gidene kadar 12 bin ton altın çıkarılıyor. Günümüzde, yer altında ve yer üstünde 190 bin ton altın stoğunun bulunduğu düşünülüyor. Mevcut ve çıkarılmayı bekleyen altınların tamamı dünya nüfusuna eşit olarak dağıtılırsa, herkese 29 gram altın düşüyor. Dünyanın en büyük altın üreticisi Çin’in, yıllık üretimi 500 ton civarında. Ülkemizde de önemli ölçüde, yıllık 30 ton civarı altın üretimi gerçekleşiyor. Ancak 180 ton üzerinde yurt içi talep nedeniyle bu alanda profilimiz, ithalatçı ülke olarak sürüyor[2].

Günümüzde altın, mal değiş-tokuşu sıfatını kaybederek; daha çok ziynet, süs eşyası ve yatırım aracı olarak kullanılıyor. Her şeyin fiyatının; arz ve talep ile belirlendiği ifade edildiğine göre; talep çok olduğunda altın fiyatlarının artması, aksi durumda ise düşmesi bekleniyor. Ancak toplam talebin, altın fiyatlarının artması üzerindeki etkisi, bizlere önemli bir tartışma başlığı açıyor.

 

Altın fiyatlarını belirleyen dinamikler neler?

Altın fiyatları, 2000’li yılların başlarında, 300 doların altında seyrediyordu. Aslında, bir önceki 20 yılda da oldukça sakin bir bantta hareket eden altın, 1980’lerin başında 200 dolardan 750 dolara zıpladıktan sonra, yıllarca 300-500 dolar arasında değişen bir aralıkta fiyat oluşumu sergilemişti. 20 yıl boyunca dolar cinsinden fiyatı sabit olan altın, 2000’li yıllarda birden hareketlenmeye başladı. 2006 yılında, 1980 yılında gördüğü zirvenin de üstüne çıkan altın fiyatları, 2011 yılı içinde 1900 dolara kadar yükseldi. Altın fiyatlarının; 2005 ve 2006 yıllarından sonra hızla artmasında, yapılandırılmış ürünlerden olan altına dayalı fonların oluşmasının da katkısı olduğu düşünülebilir. 2003 yılında, neredeyse bu tarz hiç fon yok iken; altın fiyatları, 20 yıllık bandı olan 350-450 dolar arasında ilerliyordu. Ancak 2003 yılından itibaren bu fonların sürekli altın alması ve spot/türev piyasalarda işlem yapması, altın fiyatlarını etkiledi. Dikkat edildiğinde, altın fiyatlarının zirveye ulaştığı 2011 yılından önce, bu fonların altın satmaya başladığı fark ediliyor. Her şeyin fiyatında olduğu gibi altının fiyatının da arz ve talebin dışında, başka bir finansal etkenin belirleyebileceğini aşağıdaki grafik yardımı ile görmek mümkün.

2003 yılında, sadece 42 ton altın ETF fonları tarafından alınırken, 2008 yılında 1000 tonun üzerine çıkan alışlar, zirvesini 2012 yılı sonlarında 2790 tona ulaşarak gösterdi. Bu tarihten sonra sürekli düşen hacimler, 2015 yılında 1589 tona inerek dibini gördü. 2016 yılında itibaren ETF’lerin yoğun şekilde altın aldığı gözlendi ki bu da altın fiyatlarının güncel rallisinin çok önceden fonlarca fiyatlandığını akla getiriyor.

ETF dışı kullanıcıların yaptığı işlemlerin, 2010-2018 yılı verileri bulunuyor. Buna göre; merkez bankaları, yatırımcılar ve sanayi sektörünün, 2010 yılından fiyatların zirve yaptığı tarih olan 2012 yılına kadar, 5 bin ton altın alarak 171 bin ton bakiyeye ulaştığı görülüyor. Bu tarihten 2018 yılı sonuna kadar yaklaşık 20 bin ton ilave altın alımı yapılmasına rağmen, fiyatların çok hızlı bir şekilde düştüğü raporlanıyor.

 

Altın fiyatlarında ETF’lerin altın talebi ne ifade ediyor?

Ne zaman ekonomide sıkıntılar yaşansa, altının tekrar tedavül aracı olarak kullanımı gündeme geliyor. Aslında 1800’lü yılların başından 1970’li yıllara kadar, dünyanın çeşitli ülkelerince altın, tedavül aracı olarak kullanılmıştı. Başlangıçta, ellerinde devletlerin basmış olduğu banknotları getirenler, çeşitli büyüklüklerde olan altın sikkelerini alabilirken, zamanla külçe bazında değişime izin verilerek bazı sınırlamalar yapılmıştı. Yüzde yüz altın rezervi karşılığı üretilen banknotlar, 1930’lu yıllarda %30’lara kadar düşen altın varlığı ile teminat altına alındı. Altın para sisteminde, sömürge döneminde yoğun şekilde altın rezervi elde eden ülkeler daha fazla avantajlı hâle geldi. Guido Walcher'in 1930 yılında gerçekleştirdiği araştırmasında; Almanya’nın üretim yapabilecek çok sayıda fabrikası olmasına rağmen bunların çalışmamasını veya eksik kapasite ile çalışmasını, çok sayıda işsizin olmasını altın-para sistemine bağlamıştı. Walcher, belirli bir kesimin elinde bulunan altının, yüksek faizle devlete verilmesinin; devlet rezervlerinin erimesine, bu döngünün para kıtlığı yaratmasına ve üretimin tamamen durmasına yol açtığını belirtmişti. Altının değerli bir maden olduğunu ifade eden Walcher; ancak yine de iktisadi faaliyetlerin güncel gelişmişliğinin, sadece bir madene bağlı bir değerlendirme sistemine sığmadığını, bu nedenle altın standardının bir an önce sonlandırılmasını tavsiye etmektedir.[3]

 

Tüm varlıklar altın ile fiyatlanabilir mi?

Yani, dolar 1 gr, TL 0.2 gr, avro 1.2 gr, petrol 50 gr altın değerinde olabilir mi? Olabilir, ancak öncelikle bu varlığın türev piyasalarda kaldıraçlı işlemler vasıtası ile değerinin çok hızlı değişmesinin önüne geçilmesi gerekiyor.

Ülkelerin para birimleri aynı borsalarda faaliyet gösteren şirketlerin hisse değerleri gibidir. Bazen spekülatif ataklara maruz kalmakla birlikte; f/k, d/d borçluluk oranları makul ve gelişme hikâyesi olan şirketlerin hisse senetleri, uzun vadede yatırımcılarına kazandırıyor. Ülkelerin finansal göstergeleri ve hikâyeleri, para birimlerinin değerini uzun zaman belirlemeye devam edeceğe benziyor.

Geçtiğimiz yıllarda finans gündeminde yankı uyandıran bitcoin ve şimdilerde libra gibi uluslararası para birimi oluşumlarına bakıldığında; finansal piyasaların ne kadar ve nasıl reforma gideceği ve altını yeniden tedavül aracı olarak görüp görmeyeceği de merak konusu olmayı sürdürüyor.

Eğer siz de altın birikimlerinizi avantajlı koşullarda değerlendirmek isterseniz bankamız Garanti BBVA’nın Altın Şubelerini ziyaret edebilir, Vadeli Altın Hesabı ile %2,50’ye varan faiz fırsatından yararlanabilirsiniz.

 

[1] https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/09/130919_altin_nereden_geldi

[2] https://www.gold.org/goldhub/research

[3] http://www.yyusbedergisi.com/dergi/guido-walcherin-raporuna-gore-1930-altin-para-birimi-sistemi-etkileri-ve-cozum-onerileri20170927100442.pdf

 

 

Burada yer alan yazılar, finansal bilgiler, birikim ve tasarruf önerileri, genel yorum ve tavsiyelerden oluşmakta olup yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım, birikim ya da tasarruf kararı verilmesi ve hareket edilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.