Şirketinizin Bağışıklık Sistemini Nasıl Güçlendirebilirsiniz?

Kategori:Finans

Bu yazı, Garanti BBVA katkılarıyla yayımlanan KOBİ Girişim dergisi için Prof. Dr. Volkan Demir’in kaleme aldığı “Şirketlerimizin Bağışıklık Sistemini Nasıl Güçlendirebiliriz?” adlı makaleden uyarlanmıştır.

 

Günümüzün en önemli önceliği elbette halk sağlığı ve güvenliği. Ancak şirketlerimizin bu zorlu sürecin sonunda ayakta kalabilmesi hem ülke ekonomisi hem de hanehalkı ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. Koronavirüs pandemisi, belirsizlik durumlarında karar alabilme ve yönetim becerilerinin önemini bir kez daha öne çıkardı. Bu yazımızda, Galatasaray Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü Muhasebe-Finansman Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Demir’in, KOBİ Girişim dergisinde yayımlanan “Şirketlerimizin Bağışıklık Sistemini Nasıl Güçlendirebiliriz?” adlı makalesinde sunduğu pandemi süreci yol haritasını sizin için paylaşıyoruz.

 

Dijitalleşmeyi planlarınızın arasına alın

Koronavirüs salgını, dijitalleşme sürecini pek çok şirket için birkaç hafta gibi kısa bir sürede devreye soktu. Bankaların, şirketlerin, eğitim kurumlarının uzaktan çalışma sistemine hızla adapte olduklarına ve dijital dönüşümlerini eskisine oranla çok daha hızlı biçimde gerçekleştirdiklerine tanık olduk. Gelişen teknoloji, işletme maliyetlerinin azaltılmasını sağlıyor. İşletmelerin bu anlamda insan kaynakları yönetiminden kurumsal kaynak planlamasına, müşteri ilişkileri yönetiminden muhasebeye kadar pek çok alanda fayda sağlayabileceği programlar ve lisanslı yazılımlar mevcut.

Prof. Dr. Volkan Demir, zorunlu ve hızlı dijitalleşme rüzgârının uzun yıllar hissedileceğini ifade ediyor. Şirketlerin, verileri güvenli biçimde depolama, işleme ve kullanma konusuna eğilmesi gerektiğini paylaşıyor ve ekliyor: “Artık büyük veri (big data) gerçeğiyle yüzleşmenin zamanı geldi.”

 

Nitelikli iş gücünüzü koruyun

Koronavirüs hem ekonomiyi hem de hayatı yavaşlatırken, işletmeler iş gücü maliyetlerini yönetmeye çalışıyor. Kurumsallaşmış işletmelerin iş güvencesini odak noktasına koyarak ilerlemeye mümkün olduğunca özen gösterdiği gözlemlenirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu noktada desteğe ihtiyaç duyduğu görülüyor. Prof. Dr. Volkan Demir pandemi döneminin geçici olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizerek, şirketlerin panikle ve ani kararlarla davranmak yerine, normalleşme başlayınca nitelikli iş gücüyle işlerine devam etmek üzere politikalar geliştirmeleri gerektiğini ifade ediyor.

 

Kurumsal yönetim ilkelerinizi gözden geçirin

Pandemi gibi kriz dönemlerinde iletişimin gücü kritik bir rol oynuyor. İşletmelerin tüm paydaşlarının şeffaf ve net bilgi edinme ihtiyacı, kurumsal itibarın korunması açısından nitelikli kurumsal iletişim stratejilerinin geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Prof. Dr. Volkan Demir, kurumsal yönetimi şöyle tanımlıyor: “Kurumsal yönetim; yönetim kurulu, pay sahipleri ve şirketin üst düzey yönetimi arasındaki ilişkileri düzenleyen bir sistem olarak açıklanabilir. Kurumsal yönetim sistemi; adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk gibi ilkelerle şekilleniyor.” Demir; şirketlerin bu ilkelere uyum düzeyi ne kadar yüksekse, krizlerden çıkış yolunu bulmalarının da o kadar kolaylaştığının altını çiziyor.

 

Uyum politikalarınızı geliştirin

İşletmeler, faaliyetlerini sürdürürken kanunların ve yetkili kurumların belirlediği düzenlemelere bağlı kalacaklarını ifade eden kurumsal uyum politikaları belirlemelidir. Günümüzde endüstriyel ve ekonomik faktörlerin yanı sıra tüm dünyayı etkisi altına alabilecek beklenmedik etkenlere karşı da uyum politikaları geliştirilmesi gerektiği görülüyor. Prof. Dr. Volkan Demir’in şirketlere önerisi şöyle: “Artık dünyada ekonomik faktörler yapısal olarak değiştiğinden, şirketlerin uyum politikalarını tüm dünyayı etkileyen faktörlere göre de düzenlemesi bir zorunluluk haline geldi. Kurumsal uyum politikaları olmayan şirketlerin ise derhal bu konuda çalışmalar yapmaları gerekiyor.”

 

Kurumsal risk yönetiminizin kapsamını genişletin

Ekonominin dinamikleri değişken olduğundan, ticaret her zaman risk teşkil eden bir iş alanı. Ancak pandemi sürecinde kurumsal risk yönetimi kapsamında yer alan finansal, operasyonel, yönetsel tüm faktörlerin yanına başka faktörler de eklendi. Prof. Dr. Volkan Demir bu durumu şöyle yorumluyor: “Şirketler üretim yapıp ürünlerini tüm dünyaya satarken risk yönetimi yapıyorlardı. Ancak bugün pandemi nedeniyle küresel ticaret neredeyse durma noktasına gelmişken, sınırlar kapanıyorken yeni riskler de göz önüne alınmalı. Artık risk yönetiminin kapsama alanını genişletmek zorunlu hale gelmiştir.”

 

 

Kriz sonrası için plan yapın

Şirketler için uzun vadeli planlama, belki de bugüne kadar hiç olmadığı kadar önemli bir gereklilik. İşletmelerin Koronavirüs salgınının sona ermesiyle birlikte işlerine hızla geri dönebilmeleri ve üretimlerine devam edebilmeleri, Koronavirüs sonrası stratejilerini doğru belirleyebilmelerine bağlı. Dünya pandemi krizinden kurtulduğunda yeniden seyahat edecek, tesislerde konaklayacak, ekonomiyi canlandıran faaliyetlere katılacağız. Prof Dr. Volkan Demir, şirketlerimizi zor günlerde ayakta tutmamızın çok önemli olduğunu ve bunu başarabilirsek bu dünya krizinden güçlenerek çıkabileceğimizi söylüyor.

 

Son olarak: Deneyimlerinizi yazın ve paylaşın

Tecrübeler geleceğe ışık tutar. Ülkemizdeki işletmelerin büyük çoğunluğu KOBİ’lerden oluşurken ve pek çoğu da aile işletmesi niteliğindeyken, bu işletmeleri kuran ve geliştiren iş insanlarının deneyimlerini paylaşmaları dikkate değer bir fayda sağlayabilir. Prof. Dr. Volkan Demir; bugüne kadar pek çok kriz görmüş iş insanlarının yaşadıklarını, başarılı ve başarısız oldukları konuları, beklentilerini ve krizlerle başa çıkma yöntemlerini objektif bir biçimde yazıya aktarmalarının tüm şirketler açısından değerli bir yazılı kaynak oluşturacağını vurguluyor.

 

Girişim ekosistemindeki gelişmeleri takip edebileceğiniz ve iş yapış şekillerine dair merak ettiklerinizi bulabileceğiniz Garanti BBVA katkılarıyla yayımlanan KOBİ Girişim dergisine buradan ulaşabilirsiniz.