Daha Az Plastik Kullanmaya Nasıl Başlayabiliriz?

Daha yaşanabilir bir dünya için plastik kullanımını mümkün olduğunca azaltmak gerektiğini aslında çok uzun yıllardır tüm dünyada yapılan “plastiğin zararları” odaklı araştırmalardan dolayı biliyoruz. Aktivistlerin ve sivil toplum kuruluşlarının özenli çalışmaları da bu sürece katkı sunuyor. Plastik kullanımının azaltılmasının ne kadar önemli olduğu her yeni araştırmayla birlikte medyada yeniden yerini alırken, zaman zaman devletlerin ve şirketlerin de bu kapsamda dikkate değer girişimlerde bulunduklarını görüyoruz. Örneğin, Avrupa Birliği (AB) Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi’ni onaylayarak AB üye ülkelerinde tek kullanımlık plastiklerin Temmuz 2021 itibariyle yasaklanacağını açıkladı. Ayrıca plastik ürünlerin kullanımının azaltılması yönünde belirlenecek hedeflerin hayata geçirilmesi konusunda çalışmaların artırılacağını duyurdu.

Türkiye’de ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Sıfır Atık projesi kapsamında plastik poşetlerin ücretli hale gelmesi, kısa süre içinde plastik poşet kullanımını yüzde 80 oranında azalttı. Ancak maalesef bugün dahi nereye dönüp baksak, deyim yerindeyse elimizi nereye atsak, orada plastikle karşılaşıyoruz. Her gün satın aldığımız gıda ürünlerinin paketlerinden mobilyalarımıza, diş fırçamızdan oyuncaklara, bir kafede sipariş ettiğimiz içeceğin yanında getirilen pipetten mutfak araç-gereçlerine, taşıtlardan teknolojik aletlere kadar hemen hemen her şeyde plastik maddesinin az ya da çok kullanıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle 1950 yılından bu yana yaklaşık 8.3 milyar tondan fazla plastik üretildiğini ve bu plastiğin yaklaşık yüzde 60’ının bir atık sahasına veya doğrudan doğal çevreye bırakıldığını görüyoruz. Öte yandan, 2015 yılı itibariyle 6300 ton plastik atığın ortaya çıktığını ve bu plastik atığın yalnızca yüzde 9’unun geri dönüşüme gönderildiğini düşündüğümüzde, sorunun boyutunun ne kadar büyük olduğunu hayal etmek de zor olmuyor.

 

Okyanuslara her dakika 1 kamyon dolusu plastik dökülüyor

Plastik; üretim sürecinden bertaraf etmek için yapılan yakma işlemi ve tüketim aşamasına kadar ciddi miktarda karbon salınımı yaratması sebebiyle iklim değişikliği açısından tehdit oluşturuyor. Önlem alınmadığı takdirde, plastiğin 2050’ye gelindiğinde 56 milyar ton karbon salınımına neden olacağı öngörülüyor.

Plastik, iklim krizinin en büyük etkenlerinden biri olmasının yanı sıra insan sağlığını olumsuz etkiliyor, okyanusların kirlenmesine ve okyanuslarda yaşayan canlıların zarar görmesine neden oluyor. Her yıl en az 8 milyon ton plastiğin okyanuslara atıldığı tahmin ediliyor. Bu da okyanuslara her dakika 1 kamyon dolusu plastiğin dökülmesi anlamına geliyor. Yüklü miktardaki plastik kirliliği, deniz canlılarının çeşitliliğini tehlikeye sokuyor. Tüm bu olumsuz etkilere ek olarak plastikler zaman içinde küçük parçalara ayrılıyor, mikroplastik haline geliyor ve böylece besin zincirine dâhil oluyor. Peki, bu ne anlama geliyor? Bir örnekle kısaca anlatalım. ODTÜ tarafından yapılan bir araştırmaya göre, incelemeye alınan deniz balıklarının yüzde 41’inin midesinde mikroplastik partiküller bulunduğu ortaya çıkıyor. Mikroplastiklerde bulunabilen mikroskobik zehirli parçacıklar besin zinciri yoluyla hem balıkları olumsuz yönde etkiliyor hem de balık tüketimi nedeniyle insan sağlığına zarar verme potansiyeli taşıyor.

 

250 milyondan fazla kişi “Plastic Free July” hareketine katıldı

Plastik kirliliği ciddiyetini korurken; sıfır atık, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşamın önemi açısından dikkat çeken Zero Waste Movement gibi hareketlerle dünyada çevre duyarlılığının arttığını görüyoruz. Yine de hedefler açısından yolumuzun çok uzun olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Çevre duyarlılığını artırmak amacıyla dünyanın 177 ülkesinde 250 milyondan fazla katılımcının dâhil olduğu Plastic Free July hareketi, plastik kullanımını hayatımızdan çıkarmamız için çeşitli öneriler sunuyor. Üstelik bu süreci, kurguladığı yaratıcı “challenge (meydan okuma)” konseptiyle bir tür eğlenceli aktiviteye de dönüştürüyor. Challenge’a katılmayı kabul eden katılımcıların e-posta adreslerine temmuz ayı boyunca her gün çeşitli ipuçları, uygulama önerileri ve tecrübe paylaşımları gönderiliyor. Eğer siz de challenge’a katılıp “daha az plastik kullanımı” hedefi için çözümün bir parçası olmayı düşünürseniz, şuradan kayıt olabilirsiniz.

 

Plastik kullanımını azaltmaya evimizden başlayabiliriz

İçinde bulunduğumuz pandemi koşulları nedeniyle hijyen açısından zorunluluk halleri neticesinde plastik tüketimi daha da artmışken, gelin evimizden başlayarak hep birlikte bu konuda bir adım atalım! Üstelik kalabalık ortamlardan kaçınmanın, sosyal mesafeye dikkat etmenin önemini koruduğu bu dönemde evimizde daha çok vakit geçirirken, önceleri koşuşturma içinde ev atıklarımızı ayrıştırmaya vakit bulamadıysak şimdi bu konuya eğilebiliriz. Bu süreci farkındalıkla değerlendirerek, atıklarımızı ayrıştırmayı bir alışkanlık haline getirebiliriz. Hazırsanız, başlayalım!

  • Mutfağınızda kullandığınız tüm malzemeleri inceleyebilir ve tüm araç-gereçlerinizi plastik harici materyallerden tercih edebilirsiniz. Örneğin, plastik salata kasenizi paslanmaz çelik salata kasesiyle değiştirebilirsiniz ve çok daha uzun yıllar kullanabilirsiniz.
  • Plastik saklama kapları yerine cam kavanozları tercih edebilirsiniz.
  • Sürdürülebilir saklama ve kaplama çözümlerine yönelebilirsiniz. Garanti BBVA Momentum Sosyal Girişimcilik Programı’nın 2019 yılı kazananlarından Mumo Wrap’in ürünlerine göz atabilirsiniz. Tek kullanımlık plastik tüketimini azaltmak için geliştirilen Mumo saklama kumaşları ve keseler hem çevreyi koruyor hem de sürdürülebilir bir yaşama destek sunuyor. Ayrıca streç film kullanıyorsanız, bu alışkanlığınızı da değiştirebilirsiniz.
  • Evinizde bez çanta bulundurabilir ve alışverişlerinize bez çantanızla çıkabilirsiniz. Bu sayede plastik poşete ihtiyaç duymaz ve evinize plastik poşet getirmek durumunda kalmazsınız.
  • Kâğıt mendiller yerine bambu pamuk temizleme bezleri daha çevreci bir alternatif olabilir. Bir sonraki alışverişinizde sepetinize bu ürünlerden ekleyerek evinizde deneyebilirsiniz.
  • Biyobozunur diş fırçası, tahta tarak ve ipek diş ipi kullanabilirsiniz.
  • Çok sık çamaşır yıkamaktan kaçınabilirsiniz. Naylon ve polyester kıyafetler yıkandığında sucul ortama plastik salınmasına sebep olduğundan ve çok sık çamaşır yıkamak gereksiz su tüketimine yol açtığından, çamaşır makinenizi tam kapasiteyle çalıştırabilirsiniz. Yeni nesil çamaşır makinelerinde bulunan “eko yıkama” seçeneğiyle ekonomik yıkama yapmayı da tercih edebilirsiniz.
  • Naylon ve polyester kıyafetler satın almak yerine yüzde 100 pamuklu giysiler tercih ederek gardırobunuzu plastikten arındırabilirsiniz.
  • Evinizde hâlihazırda bulunan plastikleri ayrıştırarak plastik geri dönüşüm kutularına atabilirsiniz.