Attila Köksal ile Röportaj: "Parasını Yöneten Hayatını Yönetir"

Pandemide hepimiz birçok konuda kendimize dersler çıkardık. Zamanı daha iyi kullanmayı, iletişimin önemini ve hatta rahatça sosyalleşebilmenin değerini. Fakat bu dönemde belki de en büyük öğrenimimiz bütçe planlaması, para yönetimi ve tasarrufun ne derece önemli olduğuydu. Finansal okuryazarlık becerilerimizi geliştirmenin, en çok da böyle zorlu koşullarda işe yaradığını yaşayarak gördük.

 

Finansal okuryazarlık denildiğinde ülkemizde akla gelen ilk isimlerden, FODER’in Yönetim Kurulu Başkanı Attila Köksal ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; tasarruf, birikim ve gelecek planlaması hakkında hepimize faydalı olacak yanıtlar aldık. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı ve 135 ülkede faaliyet gösteren CFA Institute Yönetim Kurulu Üyeliği’ni de yürütmüş olan Attila Köksal’ı, hedefi "okuma-yazma ve dört işlem bilen herkesin kendi hedeflerine ulaşabilecek kadar finansal planlama yapabileceğini gösterip umut vermek" olan ‘Geleceğe Yatırım’ kitaplarıyla da tanıyoruz. Gelin finansal okuryazarlığı işin uzmanından öğrenelim.

 

İş dünyasında oldukça aktifsiniz, 30 yıldan uzun süredir yatırım bankacılığı alanında da çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Bu yoğun tempoda sizi finansal konularda toplumun bilinçlendirilmesi hakkında harekete geçiren neydi?

Türkiye’de ortalama hanehalkı geliri aylık yaklaşık 5,000 TL'dir. TÜİK tarafından yayınlanan yıllık hanehalkı kullanılabilir gelirlerinin dağılımı incelendiğinde, nüfusumuzun dörtte üçünden fazlasının yoksulluk sınırının altında kaldığı görünmektedir. Kişi başına düşen ortalama varlık seviyesi de maalesef iç açıcı değildir. Yurdumuzda yaşayan erişkin bireylerin %62'sinin toplam varlıkları 10,000 Dolar'ın, %97'sinin ise 100,000 Dolar'ın altındadır. Çoğu dar gelirli olan vatandaşlarımız maalesef tasarruf yapamamakta, ay sonunu getirebilmek için eşten dosttan borçlanmakta veya kredi kartlarına yüklenmektedirler. İçinde bulundukları darlık durumu bireyleri parasal konularda yapmamaları gereken hatalara düşürmekte ve durumlarını daha da zorlaştırmaktadır.

 

Uzun yıllardır bu gerçekleri gözlemlemiş biri olarak vatandaşlarımızın parasal konularda bilinçlenmelerinin ve bilgilenmelerinin şart olduğunu düşünüyordum. Onlara gelirler tarafında bir katkıda bulunmak mümkün değildi ama bütçe yapmaları, giderlerini kontrol etmeleri, gereksiz kredi kullanmamaları, kredi kartı harcamalarını bilinçli yapmaları, az-çok demeden ellerinden geldiğince birikim yapmaları ve bu birikimleri doğru yatırımlara yönlendirmeleri konusunda yardımcı olunabilirdi. Bu amaç doğrultusunda FODER’e katıldım. 2013 yılından beri bu uğurda benim gibi gönüllü olan birçok arkadaşımla birlikte Türkiye’de finansal okuryazarlık seviyesini yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz.

 

FODER’in, yani Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği’nin misyonu nedir? Çalışmalarını hangi alanlarda sürdürür?

FODER kuruluş tarihi olan 2012 yılından beri devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile iş birlikleri yaparak ülke çapında bireylerin finansal okuryazarlık seviyesini yükseltmeye ve finansal sistem dışındaki birikimleri sisteme çekmek yönünde çalışmalar yapmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda eğitim programları düzenlemekte, araştırmalar yapmakta, uygulamalara ve ülke çapında politikalar üretilmesi konusundaki çalışmalara destek vermektedir.

 

Finansal okuryazarlığın tanımını siz nasıl yaparsınız? Finansal okuryazarlığa neden ihtiyaç var?

Finansal okuryazarlık, bireyin tasarruf, birikim, yatırım, sigorta konularında bilgiyle değerlendirme yapması ve etkili karar verme yetisidir. Finansal kavramlar ve riskler hakkında bilgi sahibi olan bireyler, bu bilgiler doğrultusunda finansal ürünleri ve finans teknolojisini etkin kullanarak kendilerinin ve içinde yaşadıkları toplumun finansal refahının gelişmesine katkıda bulunurlar.

Finansal erişim nedir?

Finansal ürün ve hizmetlere erişim; hane halkı ve firmaların kredi, mevduat, sigorta, ödeme işlemleri gibi finansal ürün ve hizmetlere yeterli düzeyde ve uygun şartlarda ulaşabilmesini ve bunların kullanımını ifade etmektedir.

 

"Damlaya damlaya göl olur.", "Sakla samanı, gelir zamanı.", "İşten artmaz, dişten artar." gibi yatırımla, birikimle alakalı birçok atasözümüz var. Bu atasözleri Türkiye’de günümüzde yaygın olan finansal davranışları yansıtıyor mu?

Her biri derin bir bilgelik içeren bu özdeyişler bizlere yüzyıllardır eğitici ve pozitif mesajlar verirler. Bunları okuyan bir yabancı ilk bakışta toplum olarak çok tutumlu ve finansal konularda disiplinli olduğumuz izlenimini edinir. Ancak maalesef toplum olarak bu atasözlerinden yeterli dersler çıkartamadığımızı düşünüyorum. Bakınız, toplum olarak parasal konularda ne tür hatalar yapıyoruz:

 

  • Aile içinde parasal konuları açıklıkla konuşmuyoruz;
  • Yeterince tasarruf etmiyoruz, edemiyoruz;
  • Düzenli olarak bütçe ve finansal planlama yapmıyoruz;
  • Kendimize ait olmayan paralarla ihtiyacımız olmayan şeyleri alıyor, birçoğumuz borç içinde yüzüyoruz;
  • Düzenli birikim yapmıyor, finansal konularda geleceğimizi planla(ya)mıyoruz;
  • Birikimlerimizi ağırlıklı olarak kısa vadeli enstrümanlarda değerlendiriyor, verimsiz yatırımlar yapıyoruz;
  • Kaderciyiz, varlıklarımızı yeterince sigortalamıyoruz.

 

Bu hataların hepsi finansal okuryazarlık eksikliğinden kaynaklanmıyor. Bunların bazılarını darlıktan, bazılarını bilinçli olarak, bazılarını ise farkında olmadan, geçmişten gelen alışkanlıklarımızın, endişelerimizin, hırslarımızın, korkularımızın, vb. duygularımızın etkisi altında kalarak yapıyoruz.

 

Aile demişken... ‘Aile içi finansal uyum’ neyi ifade ediyor? Çiftler birbiriyle finansal uyumlu olduklarını nasıl anlayabilir?

Yeni evlenen çiftler genelde birçok konuda uyumlu olup olmadıklarını kontrol ederler, ancak parasal konularda uyumluluk evlilik öncesi pek ölçülmez. Toplumumuzda aile içinde de parasal konular pek konuşulmaz, hatta genelde paradan bahsetmek ayıp olarak algılanır. Bu tür aile ortamlarında yetişmiş gençler de doğal olarak evlilik öncesi parasal konuları konuşmazlar ve finansal açıdan birbirlerine uygun olup olmadıklarını evlenene kadar anlamazlar.

 

"Eşler neden kavga eder?" sorusu sorulduğunda en sık rastlanan cevaplardan biri "para" olur. Boşanmaların da bir numaralı nedeni parasal konulardaki anlaşmazlıklardır. Parasal konular eşler arasında her an bir tartışma yaratacak potansiyele sahiptir. Çok az para kazanmak, çok fazla para harcamak, tasarruf etmemek, birikim yapmamak, cimri olmak, bütçe yapmamak, varsa bütçeyi tutturamamak, kredi kartı borcu yapmak, vergileri, elektrik/su ödemelerini yapmayı unutmak, önemli bir harcamayı eşinize danışmadan yapmak, ortak hesap/ayrı hesap tutmak, aile çevresinden ihtiyacı olanlara yardım edip etmemek vb.. Bu listeyi detaylandırmamız ve uzatmamız mümkündür. Eşlerden sadece birinin çalışıp para kazanıyor olması veya eşlerin gelirleri arasında büyük farkların olması eşler arasında huzursuzluk yaratan konuların başında gelir.

 

 

Sağlıklı bir finansal uyumluluk için eşlerin evlilik öncesi aşağıdaki sorulara benzer soruları aralarında tartışmış ve ortak noktalarda buluşmuş olmaları gerekir:

 

  • Birlikte nasıl bir finansal gelecek planlıyoruz?
  • Geleceğe yönelik finansal beklentilerimizi nasıl uyumlaştırırız?
  • Borç alarak ev, araba, eşya vb. satın almak konusunda ne düşünüyoruz?
  • Müsrif miyiz, tutumlu muyuz? Bu özelliklerimiz uyumlu mu?
  • Lüks harcamalar ve moda takibi konusunda nasıl düşünüyoruz?
  • Tüm varlıklarımız ortak mı olacak?
  • Bütçemizi nasıl yapacağız?
  • Bütçe dışı harcamalar konusunda nasıl davranacağız?  
  • Çocuk sahibi olmak için nasıl bir finansal planlama yapacağız?
  • Emekliliğimiz için şimdiden planlama yapmalı mıyız?

 

Bu soruların bazıları okuyanlara çok materyalist görünebilir, bu doğrudur da. Ancak bu konuları evlilik öncesi açıkça konuşmadan ve ortak bir noktaya gelmeden yapılan evliliklerin çoğunda sorunların yaşandığı da maalesef hayatın bir gerçeğidir. Eşler, evlilik öncesi veya ilk yıllarda yukarıdaki soruları açıklıkla cevaplar ve parasal konulardaki fikir ayrılıklarının farkına varırlar ve bu konularda karar alırken bu farkındalıklarının bilincinde olurlarsa boşanma oranlarında bir miktar düşüş olacağı kesindir.

Kredi kartının pek çok avantajı olmasına rağmen birçok kişinin kredi kartını bilinçsizce kullandığını ve buna bağlı sorunlar yaşadığını görüyoruz. Sizce bilinçli kredi kartı kullanımı nasıl olmalı?

Bilinçli kredi kullanımına değinmeden önce kredi kartlarının kullanımı konusunda yaptığımız hataları ve bunların nedenlerine bir göz atalım:

 

  • Kredi kartları ile zaman zaman ihtiyacımız olmayan harcamalar yaparız.
  • Kredi kartı borçlarımızı zamanında ödemeyiz.
  • Kredi kartı hesaplarımızı düzenli takip etmeyiz.
  • Bir kredi kartından nakit çekim yaparak başka bir kredi kartı borcunu kapatırız.

 

Kredi kartları aslında insanları borç yapmaya teşvik eden değil, tam tersine bilinçli bir şekilde bütçelerini yönetmelerine yardımcı olan ödeme araçlarıdır. Kredi kartınızı bilinçli bir şekilde kullanmak tamamen size bağlıdır.

 

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ve Kredi Kayıt Bürosu (KKB)’nun yayınlarından derlediğimiz aşağıdaki tavsiyelere uymanız durumunda kredi kartı kullanımında yaşanabilecek olası sorunları en aza indirebilirsiniz:

 

  • Kredi kartı ekstrenizdeki harcamaları her dönem kontrol ederek bilginiz dışındaki ve hatalı kullanımları tespit ediniz.
  • Kendinizin ve aile bireylerinizin toplam kredi kartı limitlerinin toplam gelirinize orantılı olmasına dikkat ediniz.
  • Mümkünse, kredi kartı borcunuzun tamamını son ödeme gününde ödeyiniz. Ödeyemediğiniz tutarlar sizi yüksek faiz ödemeleri ile karşı karşıya bırakacaktır.
  • Borcunuzun tamamını ödeyemiyorsanız, en azından asgari tutarı ödeyiniz. Bu tutardan az bir ödeme yaptığınız zaman kredi notunuzun olumsuz etkileneceğini, daha yüksek oranda faiz ödeyeceğinizi ve bunu üç ay üst üste tekrarlamanız durumunda banka tarafından kanuni takibe alınabileceğinizi unutmayınız.
  • Farklı bir kredi kartınızdan nakit kullanım yaparak kredi kartınızın borcunu ödemenin yüksek maliyetli olduğuna ve bunun kredi notunuzu olumsuz etkiyebileceğine dikkat ediniz.
  • Taksitli ödemelerinizi aylık gelirinize göre düzenleyiniz. İşsizlik riskine karşı kredi kartı borçlarınızın ödenebilmesi için kredi kartı sigortalarınızı düzenli olarak yaptırınız.
  • Kredi kartı aidatı ödemek istemiyorsanız bankanızdan aidatsız kredi kartı talep ediniz.
  • Kredi kartı şifrelerinizi kimseyle paylaşmayınız.
  • Alışverişlerde kendinizi kontrol edemiyorsanız, alışverişe giderken yanınıza kredi kartınızı almayınız, ya da düşük limitli bir kredi kartı alınız. Beğendiğiniz bir ürünü ayırtıp daha sonra kart ile ödeme yapabilirsiniz. Aradan geçecek zaman kararınızı yeniden değerlendirmenize yardımcı olacaktır.

 

Harcamalarımızın bir kısmı aslında birikim potansiyelimizi oluşturuyor. Bu alanları nasıl tespit edebiliriz?

Aile ekonomisi üzerine kitaplar yazan Ramit Sethi'nin belirlemelerine göre birçok kişi gelirlerinin %20 ile %30'u arası bir miktarın nereye gittiğini bilmemektedirler. Özellikle, kredi kartı ile yapılan ödemeler, kullanılmadıkları halde yapılan üyelik ödemeleri, küçük harcamalar olduklarını düşündüğümüz ama aylık tutarları görünce şaşırdığımız bazı ödemeler gibi. Bu tür giderleri kontrol altına almak ancak bütçe yapmak ve bütçemizi düzenli olarak takip etmekle mümkün olur.

 

Bütçe yapmak zor bir şey değildir, dört aritmetik işlemini bilen herkes bütçe yapabilir. Önemli olan, bütçe yapma disiplinine sahip olmak ve bunu yaşam boyu sürdürebilmektir. Bütçe yapmak, özellikle giderlerimizi düzenli takip etmek, sürekli yapmakta olduğumuz gereksiz harcamaları ve israfı net olarak görmemize ve onları azaltmamıza yardımcı olacaktır. Ücretsiz olarak erişime açılan "Geleceğe Yatırım: Aileler İçin Tasarruf ve Yatırım Tavsiyeleri" kitabımızdaki bütçe yapmak ile ilgili bölümü okumanızı tavsiye ederim.

 

"Geleceğe Yatırım – Yarının Büyükleri İçin Tasarruf ve Yatırım Tavsiyeleri" adlı kitabınızda gençlere finansal konularda öneriler verdiniz. Pandemi şartlarıyla geçen bir yılı geride bıraktık. Bu zorlu günlerde tasarruf ve birikim özelinde ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Maalesef toplum olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Yakın tarihte eşi benzeri görülmemiş bu pandemi dönemi hepimizin hayatını bir süreliğine olumsuz etkiledi. Burada "bir süreliğine" tabirini özellikle kullandım. Her ne kadar pandeminin ne zaman sona ereceğini tahmin edemesem de kesinlikle bildiğim bir şey var; o da bu sürecin er veya geç sona ereceği, bunun ardından hayatımızın tekrar normale döneceği ve bugünleri ileride kötü bir anı olarak hatırlayacağımızdır.

 

Denizciler hiçbir fırtınanın sonsuza dek sürmeyeceğini, en kötü fırtınaların bile er veya geç biteceğini iyi bilirler. Kaptanlar yaklaşan bir fırtınaya karşı ellerinden geldiğince önlem alırlar, fırtına geldikten sonra da sabırla geçmesini beklerler. Fırtına süresince teknelerinin önemli bir hasar almaması ve tabii ki batmaması için çabalarlar. Krizler de fırtınalara benzerler. Onların içinde bulunduğumuz süreçte bizleri sıkıntıya sokarlar, üzerler, hatta gelecek konusunda umutsuzluğa iterler.  

 

Bu tür dönemlerde yapmamız gereken moralimizi yüksek tutmak ve kesinlikle umutsuzluğa kapılmamaktır. Ben kariyerim boyunca birçok finansal kriz gördüm. Bunların bazıları beni madden çok olumsuz etkiledi. Ancak hiçbir zaman umudumu kaybetmedim ve hepsinden geleceğe yönelik dersler çıkarmaya çalıştım. Krizlerden aldığım derslerin başında iyi zamanlarda tutumlu olmanın ve birikim yapmanın kötü zamanlarda “gemiyi suyun üstünde tutmaya yaradığı” gelir. Krizler nedeniyle gelirimin çok düştüğü, hatta işimi kaybettiğim dönemler oldu. İşlerimizin iyi olduğu dönemlerde yapmış olduğumuz birikimler benim ve ailemin krizleri önemli finansal sıkıntılar çekmeden atlamamıza yardımcı oldular.

Bazılarınız okul yıllarınızın son senelerinde, bazılarınız ise iş yaşamlarının başındasınız. Önünüzde uzun bir ömür var. Yaşantınız boyunca zaman zaman sıkıntılar yaşayacak, çoğunlukla da mutlu olacak, hayattan keyif alacaksınız. Finansal açıdan özgür olmak için yapmanız gereken şey gelirinizin iyi olduğu dönemlerde birikim yapmak ve bu birikimleri akıllıca yapılmış yatırımlarda değerlendirmektir. Kariyerinizin ilk yıllarında doğal olarak geliriniz yüksek olmayacaktır. Ev masrafları, araba, eşya, vb. satın almak için yapacağınız harcamalar uzun vadeli birikim yapmanızı zorlaştıracaktır. Tüm bunlara rağmen, genç yaşlarda biraz fedakârlık yaparak, az-çok demeden birikim yapmaya başlamak çok önemlidir. Bu disipline sahip olan kişiler gelirlerinin arttığı yıllarda düzenli birikim tutarlarını arttırırlar ve yaptıkları yatırımlar sonucu zaman içinde varlıklarının katlanarak büyüdüklerini görürler.

 

Hayatta her şey para değildir. Yaşantımızda paradan önemli birçok şey vardır; ailemiz, arkadaşlarımız, kariyerimiz, sosyal sorumluluk projelerimiz vb. Ancak maalesef hayatımızda para diye bir şey de var ve istesek de istemesek de hayatımız boyunca onunla uğraşmak zorundayız. Eğer disiplinli ve sabırlı olur, düzenli bütçe yaparak tasarruf eder ve bu tasarrufları yatırıma dönüştürürsek gelecekteki yaşamımızda paranın kölesi değil, efendisi oluruz.

 

Sözlerimi FODER’in sloganı ile sonlandırıyor, hepinize sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

 

"Parasını Yöneten Hayatını Yönetir"

 

____________________________

 

Burada yer alan yazılar, finansal bilgiler, birikim ve tasarruf önerileri, genel yorum ve tavsiyelerden oluşmakta olup yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım, birikim ya da tasarruf kararı verilmesi ve hareket edilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.