Döngüsel Ekonomi Biyoçeşitliliğe Nasıl Katkıda Bulunabilir?

Nüfus artışı, aşırı tüketim, çevre kirliliği derken son yıllarda biyoçeşitliliğin büyük bir hızla azaldığına tanık oluyoruz. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yayımlanan Yaşayan Gezegen Raporu 2022’nin verilerine göre 1970 ve 2018 yılları arasında izlenen popülasyonlarda ortalama %69’luk bir düşüş kaydedildi. Açıkça söyleyebiliriz ki insanlık iklim krizinden ile birlikte yeni bir krizle daha mücadele etmek zorunda kalabilir: Biyoçeşitlilik kaybı.

 

Bitkiler, hayvanlar ve diğer canlı türlerinin yok olduğu bir dünyada tüm ekosistemin ve yaşamımızın da risk altında olduğu açık. Gıda yetersizliği, salgın hastalıklar, üretim kaybı, ekonomik yapının bozulması ve hepsinin akabinde geri döndürülmesi çok güç olan tehlikelerle karşılaşabiliriz. Dolayısıyla mevcut gidişatı durdurmak en acil gündemlerimizden biri olmalı ve bunu için en etkili yollardan biri kaynakların daha sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasından geçiyor. İşte döngüsel ekonomi modelinin bize sağladığı da tam olarak bu! Kullanım ömrü bitmemiş “Atıkların” üretime hammadde veya ara madde olarak geri kazandırılarak doğayı mümkün olduğunca az kirletmek.

Peki döngüsel ekonomi temelde ne demek? Biyoçeşitliliğe nasıl katkıda bulunur? Adım adım açıklayalım…

 

Döngüsel ekonomi nedir? Nasıl çalışır?

Döngüsel ekonomi, doğal kaynakların en az miktarda tüketildiği, ürünlerin ömrünün uzatıldığı ve kullanım sonunda üretim sürecine geri kazandırıldığı sürdürülebilir bir ekonomik modeldir. Daha basitçe anlatırsak “Azalt-Yeniden Kullan-Geri Dönüştür” prensibiyle hareket eder.

Temelinde 3 ilke vardır:

  • Atıkları ve kirliliği ortadan kaldırmak
  • Ürünleri ve malzemeleri dolaşımda tutmak
  • Doğayı yeniden canlandırmak

 

Döngüsel ekonomi bir anlamda “atık” kavramını çöpe atar. Eski kıyafetlerinizin geri dönüşüm ile battaniye olarak geri geldiğini, kâğıt atıklarınızın üretime yeniden kazandırılarak mobilyanızda kullanıldığını düşünün. Doğanın yükünün oldukça hafifleyeceğini tahmin etmek zor değil. 

Döngüsel ekonomi bir anlamda “atık” kavramını çöpe atar. Eski kıyafetlerinizin geri dönüşüm ile battaniye olarak geri geldiğini, kâğıt atıklarınızın üretime yeniden kazandırılarak mobilyanızda kullanıldığını düşünün. Doğanın yükünün oldukça hafifleyeceğini tahmin etmek zor değil.

Biyoçeşitliliğe etkisi nedir?

Buraya kadar döngüsel ekonominin biyoçeşitliliğe etkisiyle ilgili pek çok ipucu verdik. Şimdi biraz detaya girelim. 2021 yılında Ellen MacArthur Vakfı tarafından yayımlanan “Doğa Zorunluluğu: Döngüsel ekonomi biyolojik çeşitlilik kaybıyla nasıl mücadele edebilir?” başlıklı makalede çarpıcı değerlendirmeler var.

 

Makaleye göre önümüzdeki on yıl içinde bir milyondan fazla biyolojik türü kaybedebileceğimiz tahmin ediliyor. Bunun temel nedeni hâlihazırda yaşamakta olduğumuz tüketime dayalı lineer ekonomi modeli. Biyoçeşitlilik kaybının %90'ından fazlası doğal kaynakların çıkarılması ve işlenmesine dayanıyor. Örneğin endüstride ürünlerin üretimi ve işlenmesi sırasında açığa çıkarak gezegenin iklim dengesini bozan sera gazları veya yoğun su ve gübre kullanılan geleneksel tarım uygulamalarının hava ve su kaynaklarını kirletmesi canlılar üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor.

 

Döngüsel ekonomi modeli üç temel ilkesiyle biyoçeşitlilik kaybına çözüm üretir. Öncelikle, atıkları ve çevresel kirliliği azaltmak biyoçeşitliliğe yönelik tehditleri de kaçınılmaz olarak azaltacaktır. Bu ‘atıkların’ yeniden kullanımı, geri dönüşümü veya kompostlama gibi tekniklerle doğaya zararlı olmaktan çıkarılması ekonomi açısından yeniden değerli ürünler yaratır.

İkinci olarak ürün ve malzemeleri dolaşımda tutmaktan bahsedebiliriz. Bu, doğal kaynaklara olan talebi azaltacağından canlı türlerinin yaşam alanlarının korunmasına katkıda bulunur. Örneğin, tekstil endüstrisinde seri üretim ve tüketime dayalı bir akım olan “hızlı moda” kavramını düşünün. Yaşam döngüsü sona ermemesine rağmen bir giysinin yerine sürekli olarak yenisi üretiliyor. Talebi karşılamak isteyen tekstilciler iplik üretiminde kullandıkların pamuk bitkisini yetiştirmek için daha fazla tarım arazisine ve su kaynağına ihtiyaç duyuyor. Sonuçta doğa üzerinde ciddi bir atık baskısı oluşurken pek çok canlı habitatı da tahrip oluyor veya yok oluyor.

 

Üçüncü olarak doğayı yenilemek biyoçeşitliliğin korunmasına ve gelişimine yardımcı olur. Geleneksel tarım uygulamaları nedeniyle üretim arazilerindeki karbon seviyeleri düşerken toprak sağlığı giderek bozuluyor. Oysa onarıcı tarım uygulamaları ile tarımsal faaliyetler, canlı türleri için tehdit olmaktan çıkarılabilir. Arazinin sürülmediği, kimyasalların kullanılmadığı tarım teknikleri, otlatmalı ormancılık gibi yöntemlerle karbon toprakta uzun süre tutunabilir. Böylece ekosistemlerin tür çeşitliliği artarken dışarından bir müdahale olmadığında kendi kendini yenileyen toprak da verimliliğini uzun yıllar koruyabilir.

 

Özetle biyoçeşitliliği korumak, doğaya saygılı bir ekonomik dönüşüme ihtiyaç duyuyor. Döngüsel ekonomi modeli ise bize tam olarak bunu veriyor. Ürünlerimizi ve gıdalarımızı üretme, kullanma ve tüketme biçimimizi kökten değiştirmemiz gerektiğini söylüyor. Bu sayede biyolojik çeşitlilik kaybının üstesinden gelebilir, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşamımızı sürdürülebiliriz. Unutmayalım ki ancak dünyaya iyi bakarsak geleceğe iyi bakabiliriz. 

Etiketler:
  • Çevre

  • Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

  • İklim Değişikliği

  • Doğal Yaşam Ve Ekoloji