Copyright © 2026, T. Garanti Bankası A.Ş
Kasım ayında Antalya, alışık olduğumuz turizm gündeminden oldukça farklı bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. Küresel iklim gündeminin önemli buluşmalarından biri olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’de düzenlenecek. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilen COP toplantıları; ülkelerin yanı sıra iş dünyasını, finans sektörünü, bilim dünyasını, uluslararası kuruluşları ve sivil toplumu bir araya getiriyor.
Peki COP nedir, ülkeler neden her yıl bu toplantılar için bir araya geliyor ve COP31’i Türkiye açısından önemli kılan ne? Bu soruların yanıtlarına geçmeden önce COP’un geçmişine kısaca göz atalım.
COP Hikâyesi Nasıl ve Nerede Başladı?
COP’un açılımı “Conference of the Parties”, Türkçesiyle “Taraflar Konferansı”. Buradaki taraflardan kasıt, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne katılan ülkeler ve Avrupa Birliği.
COP’ların hikâyesi 1992 yılında Rio de Janeiro’da düzenlenen Dünya Zirvesi’ne uzanıyor. Burada kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile iklim değişikliğiyle küresel ölçekte mücadele edilmesine yönelik uluslararası sürecin temeli atıldı. Sözleşme 1994 yılında yürürlüğe girdi. İlk COP ise 1995 yılında Berlin’de gerçekleştirildi. 1994’te yürürlüğe giren sözleşmenin bugün 198 tarafı var. 197 ülke ve Avrupa Birliği.
Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede COP toplantıları, iklim diplomasisinin en önemli uluslararası buluşmalarından biri hâline geldi. Ülkelerin hedefleri, bu hedeflere ulaşmak için atılabilecek adımlar ve ihtiyaç duyulan finansman gibi pek çok konu COP sürecinde ele alınıyor. Toplantılara devletlerin yanı sıra bilim dünyası, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri de katılıyor.
Kyoto Protokolü’nden Paris Anlaşması’na COP’un Dönüm Noktaları
COP sürecinin önemli sonuçlarından biri 1997 yılında COP3’te kabul edilen Kyoto Protokolü oldu. Protokolle gelişmiş ülkeler için sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik bağlayıcı hedefler belirlendi. İklim değişikliğinin giderek daha geniş bir küresel gündeme dönüşmesiyse daha fazla ülkeyi kapsayan yeni bir yaklaşıma duyulan ihtiyacı beraberinde getirdi.
Bu süreçte en önemli dönüm noktalarından biri 2015 yılında düzenlenen COP21’de kabul edilen Paris Anlaşması oldu. Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2°C’nin oldukça altında tutmayı ve sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırmak için çaba göstermeyi hedefliyor.
Paris modeliyle birlikte ülkeler kendi koşullarına göre Ulusal Katkı Beyanı (NDC) adı verilen iklim planlarını hazırlıyor. Bu planlar beş yılda bir yenileniyor ve yeni planların önceki döneme göre daha ileri hedefler ortaya koyması bekleniyor.
Bu hedeflerin hangi somut adımlarla hayata geçirileceği, ihtiyaç duyulan yatırımların nasıl gerçekleştirileceği ve farklı aktörlerin sürece nasıl katkı sağlayacağı daha fazla önem kazanıyor. üstlendiği COP31 Başkanlığı da 2026 sürecini; taahhütleri somut eylemlere, eylemleriyse ölçülebilir sonuçlara dönüştürmeyi amaçlayan uygulama odaklı bir yaklaşımla yürütüyor.
COP31 Türkiye için Neden Önemli?
Bu yıl COP31 Başkanlığı görevi, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında. Yani ülkemiz, COP31’in hem ev sahipliğini hem de konferans başkanlığını üstleniyor. Müzakerelereyse Avustralya’dan bir temsilci liderlik edecek. Avustralya ve Pasifik Ada Devletleri’nin süreçte yer alması, iklim değişikliğinin etkilerini yoğun şekilde yaşayan Pasifik ülkelerinin önceliklerinin de gündemde yer bulmasına katkı sağlayacak. Antalya’da iki hafta boyunca devlet temsilcilerinden şirketlere, finans kuruluşlarından uzmanlara ve sivil toplum örgütlerine kadar geniş bir katılımcı grubu bir araya gelecek.
COP31’in Türkiye açısından ayrı bir önemi de bulunuyor. Uzun yıllardır dünyanın farklı ülkelerinde gerçekleştirilen iklim müzakereleri bu kez ülkemizde yapılacak. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren sürdürülebilir dönüşüm, yatırım ve uygulama başlıklarının uluslararası paydaşlarla ele alınacağı zirve, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi açısından da önemli bir platform sunacak.
COP31’de yeni hedeflerin ortaya konmasının yanı sıra bugüne kadar verilen taahhütlerin nasıl somut uygulamalara dönüştürüleceği de önem taşıyacak. Bu nedenle zirvede sürdürülebilir dönüşümü hızlandıracak somut adımların, yatırım fırsatlarının ve iş birliği modellerinin ele alınması bekleniyor.
Finansman COP31’de Neden Önemli?
Bir iklim hedefinin açıklanmasıyla hayata geçmesi arasında çoğu zaman büyük bir yatırım ihtiyacı bulunuyor. Enerji sistemlerinin dönüşmesi, fabrikaların yeni teknolojilere yatırım yapması, ulaşım sistemlerinin yenilenmesi, şehirlerin değişen iklim koşullarına hazırlanması veya tarımda daha sürdürülebilir yöntemlerin yaygınlaştırılması önemli ölçekte finansman gerektiriyor.
Finans sektörünün COP sürecindeki rolü de burada öne çıkıyor. Bankalar ve diğer finans kuruluşları yalnızca ihtiyaç duyulan finansmanı sağlamakla kalmıyor; sermayenin dönüşümü destekleyen alanlara yönlendirilmesinde ve şirketlerin dönüşüm yolculuklarına eşlik edilmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Bu nedenle COP sürecinde belirlenen hedeflerin somut yatırımlara dönüşmesinde kamu, özel sektör ve finans dünyasının birlikte hareket etmesi önem taşıyor.
Garanti BBVA, BBVA ile birlikte COP31’in “Küresel Bankacılık Partneri” olarak zirvede yer alacak. COP31 Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler ile yürütülecek iş birliği kapsamında, sürdürülebilir faaliyetlerin finansmanını desteklemeye ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırabilecek çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlamaya yönelik kapsamlı bir program gerçekleştirilecek.
Program; sürdürülebilir finansman çözümlerinden enerji dönüşümü ve elektrifikasyona, karbon yoğun sektörlerin dönüşümünden temiz teknolojilere, döngüsel ekonomiden dirençli şehirler ve altyapılarla tarım ve biyoçeşitliliğe kadar geniş bir alanı kapsayacak.
BBVA ve Garanti BBVA pavilyonu da COP31 Yeşil Bölgede yer alacak. Farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirecek panel ve etkinliklerle bilgi ve deneyim paylaşımının teşvik edilmesi ve yeni iş birlikleri için zemin oluşturulması hedefleniyor.
COP31’den Sonra Gözler Uygulamada Olacak
COP31’in ardından yalnızca Antalya’da hangi kararların alındığı değil, verilen taahhütlerin yatırımlara, iş birliklerine ve somut uygulamalara nasıl dönüşeceği de yakından takip edilecek.
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31, bu dönüşümün farklı paydaşlarını aynı masada buluşturacak önemli bir fırsat sunuyor. Zirve sona erdiğindeyse asıl gündem, Antalya’da konuşulanların sonraki yıllarda nasıl bir karşılık bulacağı olacak.
COP 31 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilecek 31. Taraflar Konferansı’dır.
COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
COP31’e Antalya, Türkiye ev sahipliği yapacak.
Ülke delegasyonlarının yanı sıra uluslararası kuruluşlar, iş dünyası, finans sektörü, bilim dünyası ve sivil toplum temsilcileri de COP sürecinde yer alıyor.
COP31, iklim taahhütlerinin uygulamaya dönüştürülmesi, yatırımların hızlandırılması ve farklı paydaşlar arasında iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturmayı hedefliyor.
COP kapsamında ele alınan birçok hedefin hayata geçirilmesi önemli yatırımlar gerektiriyor. Bankalar, ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanmasının yanı sıra sermayenin dönüşümü destekleyen alanlara yönlendirilmesinde ve şirketlerin dönüşüm süreçlerine eşlik edilmesinde de rol oynuyor.